zamanın sarkacı
hangi mevsimden geçilir de gidilir diğerine
hangi duvarın arkası görmeden bilebildiğimiz
hangi sandıkta kilitli anahtar
dışım içimde gibi.
düş artık rahmimden ey şehvetin kutsanmamış sözü.
kelimelerden önce tükenir hayat. bilmez misin!
alnımda biriken dağınık kahkaha. düş. artık.
kendimi bilir olduğum zamanları anımsa
coşkun ve yakıcı
akıl dışı ve bereketli
ateşin suyu boğduğu zamanları anımsa
muhteşem şimdileri anımsa. şimdi.
olgun elmaları dişle yeniden.
anımsa:
o (unutulmuş gibi yaparak toprağa tırnaklarını geçiren)
sana oğul verecek bir gökyüzünü avuçluyordu ölür iken.
ve diyordu:
“ah, ölümün sesini işittiğimde
hiç kimseye söz söylemeyeceğim.
yeter bana bir ağaç gölgesi.
uyumak ve doğurmak için kendimi”
ve nerede olursam olayım
ve ellerimi. nereye dokunursa
ve dilimi. neye susarsa
ve sen: beni anla ve kutsa beni.
hiçbir sözün işitilmediği karanlık zamanlarda
“alemlere işaret” bir dil gibi dilinin ucunda gezdir
merhamet ve nefret arasında doğur beni:
benden önce.
acı
kelimelerden önce tükenir. korkma ki ben
bir mevsimin sonuna yaklaşmaktayım yahut varmaktayım
bir mevsimin başlangıcına. doğur beni acını dindirir gibi
sabır dileme. sesini duymaz ve sözünü dinlemez ise tanrılar
katlanacak ve alışacak bir düşün kalmaz.
sabır dileme benden. beni kutsa ve anla beni.
ben gibi
birdenbire:
bir doğurganlıktan anladım kendimi.
bir doğurganlıkta seni anladım. der gibi birdenbire.
ya bir mevsime varacağım artık yahut senelerce gideceğim
varmak: masum bir intikam olacak
söz açılıncaya dek susmanın erdemi
boynumu kılıçtan keskin ellerine bırakmak olacak.
beni sabrederken ve susarken bulacaksın.
ölümü gözlerinden tanıyan olacağım.
intikam: bir mevsimden diğerine varmak.
senelerce gidebilmek isterdim diye açacağım kendimi sana.
ya ölmüş olacağım ya da rahmimde kutsanmamış şehveti: sözün.
anla ve lanetle diye! beni.
çünkü:
“onların cezasıdır cehennem”
hep bir ağızdan edilmiş duasıdır düş kırıklıklarının.
bekleyebilirdim. anımsa: tehditkar ve istekli.
senin dilinden susmanın ilahisidir cennet dedikleri
sesimin günahkarlığına eren olacaksın
ve ben ve işte nerede isem orada olacağım
cenneti ve cehennemi unuttuğum o yerde.
elma dallarını silkeleyeceğim üzerine
istekli ve isyankar olacaksın.
kemiklerindeki kırıklardan değil
ayağının gömüldüğü çamurdan hiç değil
doğurganlığımda anlayacağım seni.
doğurtganlığında gökyüzünü dişleyeceğim.
anla beni ve lanetimle kutsa diye. yeniden.
kuruntu ve umut:
onların “sözlerini karıştıracak birbirlerine”
anlam kaybeden bütün anlamlar adına
sakınacağım kendimi: ateşe sunmak
ve suyun hükmüne ermek için.
ateşin suyu boğduğu dilim:
beni lanetle ve kutsa beni!
yeniden.
/ela dincer
Toplam Okunma: 238 | Bugün Okunma: 2
Yorum yapılmamış
Henüz yorum yapılmamış.
Comments RSS TrackBack Identifier URI
Yorum yapın


