köpükler içindeki ağzını doru öpüşün hangi ehil an silebilir tende bıraktığı izler dil’e gelmeden “nal seslerinin” (belki sadece ölçülebilir bir hayat için…) o halde an: bir tasarıdır dar ve sonlu bir tasarı… çekiç ve çivi imgeleri ile delik deşik ‘tülden bir akıl / karınca yuvaları. kuş kanatları. hangisi ölçülü bir varoluş yaratır ah büyük “yontucu” zaman! keskin bıçak soyundan tırnaklarını geçir etine aklın tülü örtsün yarayı yok edemeyeceği her şeyi yavaşlatsın aşk: gergin ve katı bir denetimle köpükler içindeki ağız gerilimin çekirdeğindeki beden yerçekimsiz kıl kendini… kuş yuvalarında hayat henüz çatlamadı kabuğundan deli çiçek ve sık orman karıncaları öğütücü düş evreni erisin ve birleşsin doğal olandan sıyrılmadı henüz imgenin ivmesi ve katılığınca ağırlaşan: yüzeye doğru bir sıçrama yaratmadı : ne ki sihirli derinlikte yükselen ağzı doru öpüşten hayat bile ayıramadı!
e.d.
0 Responses
Stay in touch with the conversation, subscribe to the RSS feed for comments on this post.