söz dilenmeyi bana mahrem eden dilim söyle şimdi ben neyim. yada yazsam ya da yerine yağmur taşını anlatır gibi mi olurum. bir ahlakçı değilim ben neye inanırım da ıslatır içimi gök. onu söyle! şimdi neyim ben gerçekliğinden şüphe duyulan soyut bir hırs! suya atılan taşın dibe vurduğu. biriken ve dağılan düstursuz bir çığ: daldaki dikeni soymaktan yürüyen. inandırmam kimseyi yerlerin ve göklerin ve bütün zamanların ve inanılacak bütün sefilliklerin dili yok. kör olurum varsa… gözlerime sürme çekti baktığım yerlere sınır olsun için. gök. bunu unuturum. unutur gibi yaparım bakmayı da. ama ben inanın manolyalardan nilüferlerden ve erguvanlar biri birine karışan bütün zamanlardan ve kendimden geçtim! terledim ve yoruldum. yüzümde gezindim bir sandal gibi. gölün yüzünü çizen. bir söz aradım ki dil kanasın için elden vaz geçtim! “kürekleri çekmenin” en şehvetli zamanıydı. inanın. bütün çiçek adlarından ve kokulardan geçtim: inanmayan ben. hiçbir güzelliğe. dilimdeki kızgın boşluk’suya bak: şimdi nasılım? değişime zorlanan bir eskici gibi geçtim kendimden kendimi kendimle takas edebildim. başka değil. söyle: şimdi nasılım? suya bak. bir çöl biriktikçe birikti. vahalar kendini gerçek sandı. ben dikeni soğuttum tenimde derimdeki sıyrıklardan bildim: niyetim hayra yoruldu. oysa kötü bir irindim. kum fırtınaları için bir üfledim ki hırsımdan kanayan ney için ağladım günlerce derimi sıyırıp çıkamadım içimden! inandırmalı mıyım bunu söze’ bir soysuzum işte: döne döne kanattım içimi yarayı dişledim kanırta kanırta bir söz aradım kan içinde. kan için yazılmamış. iyi biriymişim gibi yaptım: kuş besledim örneğin. ölü kuşlar. uçmak için göğe bırakılmış nefes gibi olan kuşlar. ki inandırmam artık bunu söze: gidip vurmuş kendini bir güvercin sanmış. inanın./ söyle artık benim ser sefil aklım. bir ahlakçı değilim ben. bütün çıplak şairlerle seviştim. hadi şiire soyun. ilkin dilimi sömür. zamanı soy üzerimden. bütün ölülerden nefret et. çiçek adlarını unut: bir irin gibi fışkırdığında derimden. ah benim sefil aklım bir de söyle ben neredeyim! /ela dincer
Son Yorumlar
- diş izi için temmuz
- soyut şiddet için temmuz
- başkalaşım için Betül
- korku meseli için sezgin selvi
- yokluk atlası için sezgin selvi
- sudan köprü için Rosa J.
- ejderin ölümü için namzetfour
- kanat suresi için atom
- istiridye sancısı için sezgin selvi
- tereke için sezgin selvi
- ışık duası için sezgin selvi
- kanat suresi için İZZET
- iç kanama için Rosa J.
- sır için WENDA
- diş izi için Rosa
arkanızda
sarı yaprakları ile
sonbahara benzeyen ağaç dalları
açık pencereden size uzanmış.
dallar, sizi sanki çekip alacak odadan.
biraz daha yaklaşmanızı söylüyorum
yanımda duran kara tabakta şekere benzeyen
şeker tadında olmayan boncuksu şeyler var.
‘bunları ben yaptım, diyorum.
el değmemiş
hiç bakılmamış aynalar rendeledim.
kulak memeniz kıvamında okşadım.
ellerimdeki damarlar -kan çanağı- bir renk alana dek.
yaklaşmanızı ve almanızı istiyorum’
diyorum.
bunu sizi dallardan kıskanmaklığımın
söylettiğini söylemiyorum
tabağa doğru eğiliyorsunuz
dalları kıskandıran parmaklarınız
sanki yok oluşun asil asası
hızlı bir zaman geçişi:
gözlerimi açıyorum:
dal sizi yutacak
kapatıyorum,
parmaklarınız beni…
açıyorum dal…kapatıyorum...
parmaklarınız…
elleriniz…kolunuz...başınız…omuzlarınız…
kalçanız…bacaklarınız…
ayak parmaklarınız…derken
el değmemiş
hiç bakılmamış aynalar
rendelemeye
başlıyorum
kristal kıvamında
birinci tekil aynalar:
genişlemiş
uzamış
kendi sırrından uzaklaşmış
katılaşmış ve buharlaşmış
sanki var oluştan çok önce oluş’
muş
sanki sarı yaprakları ile
incecik bir daldan
gibi
‘sizi…beni…herşeyi
yutmuş’muş
One Response
Stay in touch with the conversation, subscribe to the RSS feed for comments on this post.
mükemmel..