ütopya

incir yapraklarına sığmayan günahın bilgeliği adına
,,,,,,,,,,,,,
ve dedi:
güneşe sunsam altından çiçeklerimi
ellerim anka olur mu
duydu sesi ve seslendi patlamalarla:
ey tanrıça
-uzaktadır ütopyalar-
yakınından geçen rüzgara ver elini
(aurora idi seslenen gül renkli parmakları ile)
ida’dan bergama’ya yol olan uzun sesiyle herakles duydu güneşten patlamaları
ve uzanıp boyunca mezarlarında ki taşlara
güneşe verdi ölümsüzlüğün ilacını
ve nemean aslanını öldürüp derisini yüzmekle meşgul aklı ile, hermese seslendi ve dedi: kerberosu çıkardım yeryüzüne, karımı ve de çocuklarımı yok etmenin yerini alamaz bu on iki iş…iş değil ki bu; hesperidlerin altın elmalarını getirsem de ağzının kıyısına ey ölümsüzlük, kerberos dişleyecek yine de dünyanın kenarlarını..ve ben onu geri götüreceğim…ve lernada ki hidrayı öldürmek ise diğer işim kendimi güneşin çıplaklığında sessizliğe gömeceğim…ve kentavros nassos’ın sevgili karıma bakışı için ateşten gömleğimi giyip acıyla kıvranırken kendimi odunların tutuştuğu bir ateş topuna atacağım…ve üzülecekler adıma tanrılar beni bağışlayıp hebe’yi sunacaklar ölümsüz kollarıma.
anka çığlıklarla havalandı ve dedi:
diomedesi öldürüp onun insan eti yiyen kısraklarını yakaladın ey ölümsüz herakles…ve benimde bağışla küllerimi…
…
…
bütün çayırlarda, kırların ağaç dalları ile örtülmüş yeşilliğinde kulaklara ulaşıp kör kalpleri görür kılan, soğumuş bilekleri kıvıran, uyuşmuş adımları alelacele koşturan ve müziğinin o sırra ermez tınısı ile canlı cansız ne varsa yaşar kılan panın flütü duyuldu tüm seslere inat. diyordu ki pan: korkmayın benden eyy güzel yüzler…tüysüz bedenler…korkularınız ırmaklar buyu yol olsun heraklesin kerberosuna ve dinleyin flütün çayırları titreten okşayışlarını…bundandır buralarda rüzgar hep sessiz sedasız bir eda ile salınır saza dönüşen güzelim syrinks’in kollarında…ve bilin ki balmumu ile güzelliğini kutsadığım syrinks’imin duasıdır işittiğiniz flütümün sesi…kulak verin ona ve bakire bir yürekle yalvaran sevdiğimin sesi ile doldurun kirlenmiş bedenlerinizi…ve ey savaşçılar marathonda işitin sevdiğimin sesini…ki o vakit korkudan titreyecek ve yenileceksiniz, syriksimin sesi size cesaret değil korku verecek…heeey güzel yüzler, tüysüz bedenler dolayın ellerinizi dünyanın ellerine ve kulaklarınız işitsin bu çığlığı yeryüzü sarsılsın balmumu ile kutsadığım sevdiğimin sesi ile…
anka küllerinin altından doğrulup panın inleyen nağmelerinde göğe süzüldü ve geride bıraktığı bir tek tüyü ile agorada düğünler çengilendi…ambrosia sunuldu tanrılara ve ölümlülere…
naiadlarda ki nymphler seslendi pana…pan ise sevdiğinin balmumu ile kutsadığı ve flüte dönüşen parmaklarından çıkan sese karışarak çoktan uzaklaşmış idi akropolis eteklerine doğru…işitemez şimdi naiadların ambrosia sunan ellerini…
Toplam Okunma: 796 | Bugün Okunma: 2
Yorum yapılmamış
Henüz yorum yapılmamış.
Comments RSS TrackBack Identifier URI
Yorum yapın


