seyr-ü sefer

anın sonu mu geldi

yoksa biz mi

kanatlarımıza içimizi gösterip

taa buralara dek yüklenip bir de geçmişi

gelecek adına iz bırakmayı mı onayladık (yoksa!)

gizi kendini gizleyen bir dalgınlığın

bakakaldığı yere

kül rengi bir öpüş kondurduk belki de

gözeneklerimizi kapatıp tül perdelerle(belki de!)

//

boşluğa sürükler gibi çölü

vahalar yarattık kızgın ayak uçlarımızda

başımıza bir iş geldi besbelli

(hangi öğüdü tutmaya kalktık kim bilir)

yoksa kim inanır ki

mevsimlerden kış olduğuna/

kim inanır

kendi aynasına

aynasına

bakıp

bakıp da içi boşalmış bir balon gibi

görür ki duvarları/

çılgın bir seyr-ü seferde

rüzgarın sesine verdikti üstelik

yelkenleri

sonra geçtikti masmavi bir adaya akar gibi sokaklardan

terledikti sonra nasıl oldu hiç anlamadıktı

onun elinde bir sokak adı

bende ise ada çiçeği

gümüş rengi pulları ile balıklar

bir de zarf

onun aynasından kesilmiş bir zarf

içine doldurduktu hepsini

yüklendiğimiz geçmiş

iz bırakmayan gelecek

bir de dedim ya sokak adları onun elinde

bende ise çiçekler pullar gibi bir sükut-u isyan/

isyan ördüktü evet

hem kendimize

hem yaşamak diyorlar ya!

aynadan görüp

görüp de

sönmüş bir balonu hava ile doldurmaya çalışıyorlar ya!

ona işte

terli birer gölgeydik üstelik kendi

kendimizle kalan

usulca çekiverdik belki de o tül perdeleri ayak uçlarımızdan

nerede durduğumuzun önemi yoktu

güneş

her yerden gölgemizi seriyordu yere

üst üste iki terli gölge

gibi

kalakaldıktı çala yaşam bir dipsizlikte

ama anlar

ahh an!

ne kehanetlere

ne kutsal bilgiye güveniyordu

üstelik biz

ne kehanetlere ne de bilginin kutsallığına aldanıyorduk

üstelik benzemiyorduk

sürükleyerek taa buralara taşıdığımız geçmişe

ve gelecekten medet uman duvarsız aynalara

bir de benzemiyorduk kendimize (iyi ki)

kendimize benzediğimizi

bir an

olsun

aklımızda geçirsek

eminim

kapı kollarına asılır

el izlerimizi bırakır

açardık en olmadık kapıları

ve çerçeveleri gümüş rengi bile olmayan bir aynaya

asardık illa kendimizi

nasıl oldu da aklımızdan hiç geçmedi bu olasılık/iyi ki

belki de

onun elinde sokak adları

benimkinde ise çiçekler ve pullar dolusu…

(ela dincer)


Toplam Okunma: 596 | Bugün Okunma: 2

1 Comment(s)

  1. Yorum tarafından kardelen on 08 Ağustos 2007 20:16

    çiçeklerini bırakma çünkü en olmadık sokaklara dikebilir en olmadık zamanda çiçek verme kisteyeceğin güzel insanlar çıkabilir.sakın bırakma çiçekleri.ve tüller perde olmasın tülden elbiselerin olsun.perdeler gizler elbiseler seni tanımlar.
    el izleirni değil yaşam elinin hünerli yapıtlarını sergileyecek ki sen başaracaksın sergilenmeye değer ürünlerle dolu bir yaşamın olacak çünkü biliyorum.

Comments RSS TrackBack Identifier URI

Yorum yapın

  • Ara

  • Dış Bağlantılar