ramak

“tümümüz bir avuç inciyiz, bir tek…
başımız da tek
aklımız da!..
ne diye iki görür olup kalmışız,
iki büklüm gökkubbenin altında…
ne diye?”

(rumi)

 

 

 

.ramakaldı.

nerdeyim

nerdeyim

/

dünya dönüyor(muş)

bütün bu görüntüler

kendi etrafında “başıboş” dönüp dur(uyor)muş

/

orada…

o salıncakların çatılmadığı

gökyüzünün kuşlardan geçildiği

toprağın alt üst bir renkle delirmediği

az sonra çıkacak fırtınanın beklenmediği

o yerde

elmanın her zaman elma

suyun su

olduğu

o alışkın yerde

//

sen yüzünü konuk düşleyip yüzüme

olur olmaz bir çıplaklıkla çıkıver karşıma

şaşırt

aklımı

ilk kez sırlanmış gibi nefes

ilk kez gülmüş gibi bir dudakta bir başkası

ilk kez dokunmuş gibi tenin çengisine nota

//ilk gibi el…ilk gibi göz…istediğin kadar renk…istemediğin kadar çoğul//

/birbirine kanatlanan iki hiç olmak kadar sıradan/

//

şaşırt aklımı

bu divanelikte

bahanem olsun

aşk


Toplam Okunma: 609 | Bugün Okunma: 3

1 Comment(s)

  1. Yorum tarafından GALİLA on 28 Mart 2007 13:31

    Duygusal bilincin hafızasını topladım.

    Çalışana eskiz kahramanlıklar sunan yetileri uz kanalına sundum.

    Dünya dönüyor zannediliyor, ramak kaldı. Bütün bütün görüntüler var zannediliyor.

    “Orada…

    Katanaların istisnai bir mekanik açmazına asıldığı

    Göğün karşıtmadde topladığı

    Toprağın faz-uzayına aşındığı

    Az sonra çıkacak fırtınanın disipline edildiği

    O yer belirtecinde

    Elmanın her zaman stokastik

    Suyun ayriyeti ile bir ifadesi bulunmadığı

    o akışkan yerde…

    /

    Duygusal bir parçaçık hayal edilemez bir rastlantı görüselliği ile zeminimi kapladı… Öngörülemez bir şey yaptım: Anarşimi gerçek dışı ilan ettim!

    Kanatlarımı çırpıyorum: soğurucu hüzün! Formülasyonum sorgulanabilir bir bayağılık içinde!

    /

    Sen ama küçük kutbu ayımın; bir el çantası gibi kafesinin üstüne biriktim.

Comments RSS TrackBack Identifier URI

Yorum yapın

  • Ara

  • Dış Bağlantılar