öylesine
“yolculuğun değerini oluşturan şey korkudur” (a. camus)
suya şekil veren bir esinti gibi biraz daha acemi ve bolca eskiyerek. hep mi. hiç görmediğim aynanda kimin yüzüne baksan yaşlanacağımı bilerek mi. elinden tutup götürdüğün günler bir orospu gibi soyunuyor karşımda. aralık akşamının en soğuk tenhasında atkıma sarınıp bürünüp ısınmak için adını dilimin ucuna değdiriyorum. alışık olduğum bir tad.
burukluğun anlamınca yutkunuyorum derinliğinde.
suya şekil veren acemi bir esinti. değişmek mi demeliyim adına olup bitenin. değiştim mi. hiç değişmedim mi. “hiç” mi.
‘geri ve ileri dönüşlerle’. hem de hiç eskimeyen dönüşlerle bunca zaman sonra evet bunca zaman karanlığı azaltmanın yollarını arayarak. başarmanın yahut yenik düşmenin diyalektik sorgusunda kendimi ezerek geçen bir tren. durdu. istasyon yalnızlıkları gibi saçma bir benzetme ile çoğulluğu düşledim yine de. ne kadar sıradan olursak o kadar sıradanız işte. ve hangi trenden inmiş isek onca ayrıntı uzayıp gidecek. ince düşünülmüş ve çokça düşünülmüş bir aşk kırıntısında ilaçlara sığınmayı deneyen depresif bir ‘ben’ giyeceğim üstüme başıma. üşümemek için mi. eskimemek mi. hiç mi.
her şeyi biliyoruz artık. bir kenti sevmek için bahaneler yaratıyoruz üstelik. çokça avuntular ediniyoruz kendimize. “bir kenti sevmek” ne kadar da haklı çıkarıyor aralık bırakmadan gittiğimiz sokakları ve eskimeden ve aşk adına utangaç bir gülüşle eskimeden ve yüzümüze ilişen hiç görmediğimiz öpüşlerle. yabancı.
hemen her gün başka bir yüz. hemen her gün başka bir ad. her şeyin bunca tanındığı sokaklarda ne kadar az bahanelerimiz kaldı o kenti sevmeye. tanınmamak adına yüzünü yüzüme iliştirmelisin. sözün anlam kaybettiği yüksekçe bir binadan atlar gibi yapmalıyız ve kulak memelerini okşamalıyım.
dün bir trene binerken fark ettim. kendinde fazla oyalanmamalı insan.
“ya da diyorum”: bunların hepsi boşluğu oyan bir masal. boşluğun yokluğa adlandığı. adınca boşluklar yaratan bir düstur. dolu bir tren. açığa çıkan bir yanılgı.
hem şöyle demeli sonra: ‘’sevinçte yatan uygarlık'’ tekil eziyetin en can alıcı aldanışı.
kulak memelerini…
“ışık kabarıyor. yaz pek mi yakın”
Toplam Okunma: 330 | Bugün Okunma: 3
Yorum yapılmamış
Henüz yorum yapılmamış.
Comments RSS TrackBack Identifier URI
Yorum yapın


