nesneçiçeği

ara da bir kendimi garip nesneler dünyasında görüyorum. onlara garip dememin nedeni onların garip oluşu değil, onları garip nesne durumuna getiren benim. ceza evinden çıktığımda seksen dört yaşımda olacağımı söyleyen bir zincirle garip nesnelerin üzerinde dolanıyorum. üzerinde değil hayır! aralarında.
kadın oluşumu tekrarlayıp duran ve üzerine zenci bir erkeğin beyaz pelerinini geçirmiş olan hoparlör sesini yükselttikçe; itiraf ediyorum ki zenci bir erkeğin elini hiç tutmadım ve “aman tanrım bunlar siyah” diye çığlıklara gömülen bir filmin ortasında yara bandı olmadım ırkların cinsel kimliklerine. olamazdım zaten ve evet hiç kimse bu zırvalara evet diyemez. ben bile. olsa olsa bir müzikalin baş rol oyuncusu olan beyaz tahrikçiler durmadan nesneler dünyama el atıp birer birer kimliksizleştirirler hepsini.
ama ben yine de kendimi ara da bir garip nesneler arasında dolanıyor iken bulurum. merdivenler aşağı doğrumudur. elimde ki zincir, işlediğim suçlardan ötürü cezalandırılacağımı bağırıp duruyor ve ben suçun gizemli dünyasında dolaşmaktan hoşnudum. bu bir mucize olmalı. inandığım mucizeler aslında mucize olmaktan çıkıyor inandığım zaman ve film şeridi diyor ki; ”herkes baskı altında tanrıya yalvarabilir”….neden olmasın.
var oluşumu sorgulayacak kadar bulanmadım daha zihnin aldatıcılığına ve diyorum ki nesnelerle olan ilişkimde hiçbir sorun yokken neden durup dururken işlediğim suçlardan ötürü hem de zamanın hiç olmadık bir anında yargılanayım, üstelik kimliksiz bir plastik bardak kılığında ki rönesans kılıcıyla. rönesans döneminde kılıç var mı ki diye soran bir çekiçle hiç işim olmazken üstelik.
kemirgen fareler durmamacasına düşlerinizi mi kemiriyor. bu bir soru değil elbette. yanıtını bildiğim bir şeyi sormam ben. bu bir anımsatma. neden mi. şu yüzden: kemirgen farelerin neden dişlerinizi değil de düşlerinizi kemirdiğini bilmediğiniz sürece bu size anımsatılacaktır kıçı kırık bir masa tarafından ve bu sadece bir kelime oyunu değil. hayır.
küçük telefonlar, kalemler, bardaklar, sigara paketleri, terlikler, küçük ve açılıp kapanabilen aynalar, kalemler için kalemlikler, kalemlikler için masalar, masalar için odalar, odalar için evler.
suça bulaşmamak elimizde değil. kasmayın kendinizi. sizi yargılayacak olan nesnelerden kurtulduğunuz an istediğiniz kadar suç işleyebilir hatta ahlaksızlık yapabilirsiniz. öğle ise neden kurtulmuyorsunuz şu normal nesnelerden. örneğin neden elbiseleriniz için kocaman ve taşınması güç dolaplarınız var. ya da neden taraklar var saçlarınızı yolmak için. size gerekli olan sadece bir incir yaprağı ve elleriniz. evet mi. bence evet değil. nesnelersiz yapamayan birini tanımak hoş olmazdı sanırım. düşünsenize elma yemek için sadece bir ağaca ve ağaçta kızarmış elmaya gerek duyan biri. ne kadar yabanıl olurdu değil mi. hele bu çağda. her şeyin steril örtüler altında olduğu ve cinsel kimlik diye bir şeyin nesneleştirildiği günümüz dünyasında yabanıl olmak..yooo kabul edilesi değil. haa birde şu “ günümüz dünyası” kavramının nesnesi var mı. (batı ne düşünüyor acaba bu konuda.)
ekişimiş hamam böceği gibi kokan bir oda parfümün molekülleri arasına gizlenmeye çalışamazsınız. bu aptallık olur. ama yapabileceğiniz bir şey var. o da şu: bir sigara yakmak ve bunun için kibrit değil, sadece çakmak kullanmak. böylece ormanları kurtarmış ve gizlenecek daha anlamlı bir yer bulmuş olursunuz: ormanlara gizlenmek…evet ya kulağa ne kadar şehvetli geliyor değil mi. ama masallarda ki kurtlarla dansa gitmeye kalkışırsanız bu bir romantizm olmaktan çok kabus dolu bir filme dönüşebilir. size şunu önermeliyim ki. gizlenmek istediğinizde asla bir yer aramayın: gözlerinizi kapatın…
garip nesneler dünyasında insan kendini normal hissetmeye başladıysa tehlike çanları çalmaya başlamış demektir. neden olmasın. hem çanlar kimin umurunda. suça inanmıyorum ve işlediğim günahların bedelini ödetecek bir kavmin çanları istediği kadar çalıp kasaba halkını meydana toplayabilir. bu kimin umurunda olur bilmem ama benim olmaz. umurumda olan tek şey o çanların neden bu kadar çok benzemesi bir çan çiçeğine.
Toplam Okunma: 1455 | Bugün Okunma: 2
Yorum yapılmamış
Henüz yorum yapılmamış.
Comments RSS TrackBack Identifier URI
Yorum yapın


