”göz attığım her şeyde işte o şeydir eksik;
mekân kopuk kopuktur, zaman da kesik kesik” (necip fazıl)
do
kırpık bir gün
mor
ince
parlak
düşlerden koparılmış
kırpılmış
alelacele elimdeki testiye işlenmiş gibi
ve o kadar uzak ki kendi yurdundan pando
ve
her şey o kadar lotiye benziyor ki
koklasam veda
öpüversem sonsuz giz
re
divaneyim
bunlar çam
bunlar da çim
diyorum ki
bu yol
bu karanlık
bu adımlar
bu yaprak çıtırtısı
bu göçmüş toprak
yüzünü gün ışığında yüzüme çarpan kaval
kemiğe işleyen ölüm içre
/
divaneyim işte
bunlar çam
bunlar çim
burada
başlangıcın yeşile çalan doğum sancısında
ölüm: mezarlardan taşan kaval sesi
/
diyorum size ki:
bir yaprak uzatın elimce
bir tas su dökün tüy kadar hafifliğine sesin
çıtırtı olsun yalnızca
ayaklarınızın altında ve yaprağın üzerinde
sararmış
-kan sesi-
“her yere yetişilir” elbette
asla geç kalınmaz
mezarlıkta kaval sesine
bizi “bağışla”
ey kenti istanbulun
“kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi”bizi bağışla haşimnecip fazıl sen de bağışlabağışlandığımızı bilerek susalım(kafa tutar gibi halice sürdüğümüz sulara ey edip)kim bilirhangi dizeninhangi şairininkemiklerinden bir kaval gibi susalım(su aktı biliyorsun toprağa,emdi ses onu biliyorsunve kuş havalandı -kedi esniyordu o sırada-)miah pierre!loti bir çiçek adı olabilir elbetteaziyade bir aşkın gizi de olabilirhem o kadar yüksektir kialçaklığı bağışlamaz sanırsınbağışlanmanın adı olsa ne olur ki ah pierre!loti en çok çiçek adıdırkoklasam vedaöpüversem sonsuz giz(hem o an o kedi bağışlamazdı biliyorum bizi)en çok kalbimi bağışla diyor yine de aziyadeen çok: kalbifao kadar aynı sessizlikte ki herkes/her şeyşaşırıp kaldım kendi ayak sesimebir de usul bir bakışlabu ses: mezarlıkta kaval sesidirdiyenhuzurun sesinesolaldatılmış bir kuş sesidir: yaşamlasüte uzanan dilini kedininöpmeye kalkışan bir kuş sesidir: ölümsieksilir günmahrem bir düşüniçinize boşalan yağmurları gibiçalan davullar da susar bir günhüzün en kırılgan yerindenetinizi keserbütün bildik sokaklar yalancıdırbütün çıkmaz sokaklar çarekorkuların düşünden fırlar da gelirbir kara yılansüzülüranideniçinizeve sizi zehirleyenbu susbu sisbu koca düşölüm kılığında af diler gündenve bitişiğinizde soluğu sizi ürperten ışıktanbiliyor musunuzyine de eksilir günve yolve her şey artık sadece: mezarlıkta kaval se…(ela dincer)
0 Responses
Stay in touch with the conversation, subscribe to the RSS feed for comments on this post.