<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.0.9" -->
<rss version="2.0" 
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
	<title>metastaz yazısına yapılan yorumlar</title>
	<link>http://www.eladincer.com/metastaz/</link>
	<description></description>
	<pubDate>Tue, 06 Jan 2009 01:38:39 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.0.9</generator>

	<item>
		<title>ela tarafından</title>
		<link>http://www.eladincer.com/metastaz/#comment-162</link>
		<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 20:12:01 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.eladincer.com/metastaz/#comment-162</guid>
					<description>bi'sorun yüzünden silinen, bu çözümleyici ve yol gösterici yorumu sevgili ROSA'dan af dileyerek ben ekliyorum. yeniden:

//

 

&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;Taşı yuvasından eden&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;  

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;"&lt;em&gt;Yaşayamam artık",&lt;/em&gt; ve bir kez daha yaşayamam artık; nedir yaşayamamak, en kolay şey mi, bir kez daha ölmek mi yoksa ölebileceğine güvenenin yaşamı mı, ve de kendi yaşamını derinleştirme çalışması mı? Derin bir yaşam mı, yoksa bir mezarın hemen yanında, yine de derinliğine açılmış bir oda mı, &lt;em&gt;"şeyleşen"&lt;/em&gt; ama yine de orada şeyleşmiş ve bize kapısı açık. Oda, derinlik ve mezar, kısacası yaşam, ama kimin yaşamı? Kim yaşıyor ve biz kimin ölümünün ayağına dolandık, buraya kadar yazmak, ama sonrasında yine mi yazmak? Ama işte, "yaşamak çekip gitmek, yol verilmiş olmak ve var olana yol vermektir zaten hep. Ancak bu ayrımın önünden gidebiliriz ve sanki arkamızdaymış gibi ona bakarak ondan şu andan başlayarak, uçuruma değdiğimiz, derin varlığa vardığımız anda yaratabiliriz" (Blanchot). 

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;  

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;     Ela Dinçer'in Metastaz adlı şiirinin henüz işittirdiği şeyi Ela'nın duyduğu kesin. Ve bunun bir ses olup olmadığı, hatta bir dizi notadan oluşup oluşmadığını söylemek için erken. Zaten biz ancak söylememekten yana belki bir şeyler bulabiliriz. O nota dediği, ve eğer bu bir notaysa hatta bir sesi bile varsa, belki de bir yitişin son tınlaması da olabilir, ama bir nota nasıl işitilir? Bunu eğer şair işitiyorsa da, işittiğiyle yazdığı arasında, kendisinin de bilmediği, ve özellikle düşünmekten kaçındığı yeni bir uzam mı vardır? Ses veya nota deriz ama, o nota derken neden &lt;em&gt;o'&lt;/em&gt;dur? Bir ses, işitilen bir ses: Ela'nın &lt;em&gt;"o notayı işittim"&lt;/em&gt; dediği şey. Bu sesin ne kadar şiiri engellediğini, veya söylenmeden nelerin söylenmediğini kimse bilmeyecek olsa da orada bir şey var, ve sesidir o. Herhangi bir şekilde duyulabileceğinden kendini işittirmeyen, ama yine de neden olduğu bu sessizlikte başka bir şeyi işitmemize neden olan bir şey. Kuşkusuz bu ses duyulmaz, çünkü Ela'nın kendisinde işittiği ve sadece kendisinin duyamayacağı şeye dönüşebilen onun kendi sesidir. Ela'nın sesi işitilir mi peki? Ela'nın duyduğu şeyle ondan duyulan şey arasında nasıl bir şiirsel uzam vardır; bu notalara dönüşebilir mi? Buna yanıt vermek yerine sormalı aslında: &lt;em&gt;ses var, işittiniz mi&lt;/em&gt;? Yazarın daha başlangıçta işittiğini söylediği ama yazının uzamına gelemeyen bu şey, yazı boyunca dizelerde mi yankılanır? Ve neden ses? 

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;  

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;gergin kırılmalarında zamanın&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;  

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;    Gergin kırılmalarında zamanın, dizelerin kırıldığı yerlerde hayat bulması en büyük trajedi belki. Hem ölen hem de yaşayabilen bizlerde yaşamayan ama sürekli ölmeye yazgılı bir şey vardır, nedendir bilinmez ölümüne bir ölümdür onunki, nedir bu içimizde sürekli ölen şey? Sesi duyulmaz, kendi görülmez, üstelik hissedilmeyecek derecede bizi içerden aşmış bir şey, bir dize canavarı mı o, sürekli dizelerle beslenen, nasıl öldüğünü bilmediğimiz şey. Bir yerden aktığımız kesin ama nerden, alışagelmiş bir şekilde yürekten mi demeli, hayır, yürek kendi işiyle meşgul ama bu yırtıktan hiçbir haberi yok. Nasıl bir şey ki ölmeyi bile yuvasından ederek bizi ölümle karşı karşıya getirir. Zaman gergindir ve yırtılır defalarca, ve biz oradan düşmemişsek bile, kendimizi düşüşü arayabileceğimiz yerlerde bulabiliriz. Ama işin kötüsü yırtığın da bir sesi vardır; en sonunda duyduğumuz. 

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;  

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;   taşı yuvasından eden&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;  

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;    Orada durmayan bir dize bu, alınmalıydı belki başka bir başlangıca, çünkü en baştan beri yazarın önündedir. Taş. Aşınmaya maruz kalmış olan taş, su, rüzgar ve hüzünle aşınmış olan. Genel geçer bir şeydir taşın yüreğinin olmadığının, ama bu söz niye ki? Dünyadan önce, öncesizliğin dünyasında, saf aşınma, taşa dönüşmüyordu. Daha bu sözcük bile yokken yoldan geçen şairin gözü hep aynı taşa takılmaz mıydı? Onu orada görmesi hatta yuvasından etmesi, ve sonra tekrar durduğu yerden eden onun yokluğuna bakan o değil miydi? Zor ve bu yüzden sert bir dize, belki içinde taş olan, taşlaşmış bir şey. Yazmak istediğimizde bile yazıyı yerinden eden, kökensiz ve fırlatmaya yazgılı. Taş neyse de onu yuvasından eden ne, işitmeli mi? 

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;    

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;     Ela'nın yazdığını okumak zordur, ama onun bize okuduğunu yazmak en zorudur. Okuyup geçtiğimiz bir dize hemen bir kapı kapatır, ve kapı yeniden açıldığında kapısız bir odada dönüşün geriden gelen  sesini duyarız. Kapısız bir odadır ve çıkışı da vardır, çıkışı için delik gibi bir şey olduğundan değil, çıkışı vardır çünkü &lt;em&gt;o da odadadır&lt;/em&gt;, ve biz çıkışı orada görürüz. Peki, çıkılabilir değilse bu oda ne yapabiliriz, belki çıkmayız belki de çıkılmazı derinleştiririz, işte o zaman odanın mevcudiyeti bizi kapı dışarı eder, ve kapının dışarısı olsaydı bundan söz edebilirdik ama edemeyiz, çünkü başka bir uzamdan bir ses işitiriz ve her şey dağılmazsa da biz dağılmaya tutunmaya çalışırız. Yine de söz Ela'nındır: 

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;  

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;hayır, tanımlamayın beni. ve sevmeye kalkmayın&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;inkar ediyorum her dokunuşta kendimi.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;"Anımsayın"&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; diyor Ela. 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;bir kötü kadındım kendi avucuna tüküren&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;kötü adamdım. Benim yüzümdendi yokluğa dokunuşun.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;arzulayan güç olarak ışık&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;arzulanan ışık olarak güç&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;ve &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;kendini dölleyen!&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;tamamlanıp bitmeyi red eden:&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;eril bir gücün inkarında dişil bir isyan&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;dişi evrenin cazibesinde eril bir yalan&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;Ya yankısı sesin: 

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;  

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;Bir kötü kadındım, kendini dölleyen, uzak durduklarıma mesafemden üzerime katlandım, aralarıma saklandım, aşırı görünmediğimden binlerce gözün bedenimde açtığı yaralardan döllendim. Başlangıçta kadın olmam yeterliydi, ama sonra başlangıçtaki kadına dönüşmem istendi, bense sustum. Sonra yazdım, başlangıçta kadındım ve sonra yazdım, yazdıklarımın benimle ilgisini soran olmadı pek, çünkü hepsini onlara söylüyordum ve onlar bunu zaten biliyorlardı. Kadındım ve aşırı unutulmuş bir şey gibi her yerde ve her şeyde olmam gerekiyordu. Şimdi yine bir kadınım ama fazlalıklarım eksikliklerimi çoğaltıyor, ve ölmem için ölmem bile gerekmediğinden sadece doğuruyorum. Yine de yazdım, ve yazdıklarımın hepsi  "&lt;em&gt;dişi evrenin cazibesinde eril bir yalan" &lt;/em&gt;ve de yazıya karşı da"&lt;em&gt;eril bir gücün inkarında dişil bir isyan." &lt;/em&gt;Kadınım ve işitmediğim geçmişlere düştüm, yaşanmayan ama şüphesiz geleceğini de yitirmiş bir hayatın. Nerede o şimdi, hayatsa o, nerede şimdi, kimin mezarında? Yaşayamam artık, yeterince ölmüş biri gibi yazdım ve daha da yazdım, kalem benden önce kırıldı. Yine de yazdım ve derin bir mutsuzlukta coşkulu sözcükler buldum, ama söylemedim onları çünkü kadındım ve yapmadım. Sözcükleri doğurmam gerektiğini biliyordum, çocuğu ise içime atmıştım. İçime atmıştım, demeliyim çünkü bu beni hafifletiyor, başka bir doğurma belki, içimde doğuruyorum çocuğu, en azından yazıyla bir uzlaşmaya varmış gibi bir şey bu. Doğurmak ve yazamamak, yazmak ve doğuramamak, ve her ikisinden ayrı yaşanan, beni doğurup başka bir uzama fırlatan yuvasından çıkmış bir sancı. İşittiniz mi? 

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;  

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;görkemli metastaz&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;taşı yuvasından eden&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;  

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt;&lt;font size="2"&gt;Taşı yuvasından eden. Taş, yuva ve eden; ama Kadın, ama Ela: 

&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; ses ol!&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font size="2"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; ses ol!&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="color: #444444"&gt; 

&lt;/span&gt;&lt;/font&gt;&lt;font face="Times New Roman" size="3"&gt; &lt;/font&gt;

 

 

 </description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bi&#8217;sorun yüzünden silinen, bu çözümleyici ve yol gösterici yorumu sevgili ROSA&#8217;dan af dileyerek ben ekliyorum. yeniden:</p>
<p>//</p>
<p> </p>
<p><font size="2"><em><span style="color: #444444">Taşı yuvasından eden</span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><span style="color: #444444"><font size="2">  </p>
<p></font></span><span style="color: #444444"><font size="2">&#8220;<em>Yaşayamam artık&#8221;,</em> ve bir kez daha yaşayamam artık; nedir yaşayamamak, en kolay şey mi, bir kez daha ölmek mi yoksa ölebileceğine güvenenin yaşamı mı, ve de kendi yaşamını derinleştirme çalışması mı? Derin bir yaşam mı, yoksa bir mezarın hemen yanında, yine de derinliğine açılmış bir oda mı, <em>&#8220;şeyleşen&#8221;</em> ama yine de orada şeyleşmiş ve bize kapısı açık. Oda, derinlik ve mezar, kısacası yaşam, ama kimin yaşamı? Kim yaşıyor ve biz kimin ölümünün ayağına dolandık, buraya kadar yazmak, ama sonrasında yine mi yazmak? Ama işte, &#8220;yaşamak çekip gitmek, yol verilmiş olmak ve var olana yol vermektir zaten hep. Ancak bu ayrımın önünden gidebiliriz ve sanki arkamızdaymış gibi ona bakarak ondan şu andan başlayarak, uçuruma değdiğimiz, derin varlığa vardığımız anda yaratabiliriz&#8221; (Blanchot). </p>
<p></font></span><span style="color: #444444"><font size="2">  </p>
<p></font></span><span style="color: #444444"><font size="2">     Ela Dinçer&#8217;in Metastaz adlı şiirinin henüz işittirdiği şeyi Ela&#8217;nın duyduğu kesin. Ve bunun bir ses olup olmadığı, hatta bir dizi notadan oluşup oluşmadığını söylemek için erken. Zaten biz ancak söylememekten yana belki bir şeyler bulabiliriz. O nota dediği, ve eğer bu bir notaysa hatta bir sesi bile varsa, belki de bir yitişin son tınlaması da olabilir, ama bir nota nasıl işitilir? Bunu eğer şair işitiyorsa da, işittiğiyle yazdığı arasında, kendisinin de bilmediği, ve özellikle düşünmekten kaçındığı yeni bir uzam mı vardır? Ses veya nota deriz ama, o nota derken neden <em>o&#8217;</em>dur? Bir ses, işitilen bir ses: Ela&#8217;nın <em>&#8220;o notayı işittim&#8221;</em> dediği şey. Bu sesin ne kadar şiiri engellediğini, veya söylenmeden nelerin söylenmediğini kimse bilmeyecek olsa da orada bir şey var, ve sesidir o. Herhangi bir şekilde duyulabileceğinden kendini işittirmeyen, ama yine de neden olduğu bu sessizlikte başka bir şeyi işitmemize neden olan bir şey. Kuşkusuz bu ses duyulmaz, çünkü Ela&#8217;nın kendisinde işittiği ve sadece kendisinin duyamayacağı şeye dönüşebilen onun kendi sesidir. Ela&#8217;nın sesi işitilir mi peki? Ela&#8217;nın duyduğu şeyle ondan duyulan şey arasında nasıl bir şiirsel uzam vardır; bu notalara dönüşebilir mi? Buna yanıt vermek yerine sormalı aslında: <em>ses var, işittiniz mi</em>? Yazarın daha başlangıçta işittiğini söylediği ama yazının uzamına gelemeyen bu şey, yazı boyunca dizelerde mi yankılanır? Ve neden ses? </p>
<p></font></span><span style="color: #444444"><font size="2">  </p>
<p></font></span><font size="2"><em><span style="color: #444444">gergin kırılmalarında zamanın</span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><span style="color: #444444"><font size="2">  </p>
<p></font></span><span style="color: #444444"><font size="2">    Gergin kırılmalarında zamanın, dizelerin kırıldığı yerlerde hayat bulması en büyük trajedi belki. Hem ölen hem de yaşayabilen bizlerde yaşamayan ama sürekli ölmeye yazgılı bir şey vardır, nedendir bilinmez ölümüne bir ölümdür onunki, nedir bu içimizde sürekli ölen şey? Sesi duyulmaz, kendi görülmez, üstelik hissedilmeyecek derecede bizi içerden aşmış bir şey, bir dize canavarı mı o, sürekli dizelerle beslenen, nasıl öldüğünü bilmediğimiz şey. Bir yerden aktığımız kesin ama nerden, alışagelmiş bir şekilde yürekten mi demeli, hayır, yürek kendi işiyle meşgul ama bu yırtıktan hiçbir haberi yok. Nasıl bir şey ki ölmeyi bile yuvasından ederek bizi ölümle karşı karşıya getirir. Zaman gergindir ve yırtılır defalarca, ve biz oradan düşmemişsek bile, kendimizi düşüşü arayabileceğimiz yerlerde bulabiliriz. Ama işin kötüsü yırtığın da bir sesi vardır; en sonunda duyduğumuz. </p>
<p></font></span><span style="color: #444444"><font size="2">  </p>
<p></font></span><font size="2"><em><span style="color: #444444">   taşı yuvasından eden</span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><span style="color: #444444"><font size="2">  </p>
<p></font></span><span style="color: #444444"><font size="2">    Orada durmayan bir dize bu, alınmalıydı belki başka bir başlangıca, çünkü en baştan beri yazarın önündedir. Taş. Aşınmaya maruz kalmış olan taş, su, rüzgar ve hüzünle aşınmış olan. Genel geçer bir şeydir taşın yüreğinin olmadığının, ama bu söz niye ki? Dünyadan önce, öncesizliğin dünyasında, saf aşınma, taşa dönüşmüyordu. Daha bu sözcük bile yokken yoldan geçen şairin gözü hep aynı taşa takılmaz mıydı? Onu orada görmesi hatta yuvasından etmesi, ve sonra tekrar durduğu yerden eden onun yokluğuna bakan o değil miydi? Zor ve bu yüzden sert bir dize, belki içinde taş olan, taşlaşmış bir şey. Yazmak istediğimizde bile yazıyı yerinden eden, kökensiz ve fırlatmaya yazgılı. Taş neyse de onu yuvasından eden ne, işitmeli mi? </p>
<p></font></span><span style="color: #444444"><font size="2">    </p>
<p></font></span><span style="color: #444444"><font size="2">     Ela&#8217;nın yazdığını okumak zordur, ama onun bize okuduğunu yazmak en zorudur. Okuyup geçtiğimiz bir dize hemen bir kapı kapatır, ve kapı yeniden açıldığında kapısız bir odada dönüşün geriden gelen  sesini duyarız. Kapısız bir odadır ve çıkışı da vardır, çıkışı için delik gibi bir şey olduğundan değil, çıkışı vardır çünkü <em>o da odadadır</em>, ve biz çıkışı orada görürüz. Peki, çıkılabilir değilse bu oda ne yapabiliriz, belki çıkmayız belki de çıkılmazı derinleştiririz, işte o zaman odanın mevcudiyeti bizi kapı dışarı eder, ve kapının dışarısı olsaydı bundan söz edebilirdik ama edemeyiz, çünkü başka bir uzamdan bir ses işitiriz ve her şey dağılmazsa da biz dağılmaya tutunmaya çalışırız. Yine de söz Ela&#8217;nındır: </p>
<p></font></span><span style="color: #444444"><font size="2">  </p>
<p></font></span><font size="2"><em><span style="color: #444444">hayır, tanımlamayın beni. ve sevmeye kalkmayın</span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><font size="2"><em><span style="color: #444444">inkar ediyorum her dokunuşta kendimi.</span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><font size="2"><em><span style="color: #444444"> </span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><font size="2"><em><span style="color: #444444">&#8220;Anımsayın&#8221;</span></em><span style="color: #444444"> diyor Ela. </p>
<p></span></font><font size="2"><em><span style="color: #444444"> </span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><font size="2"><em><span style="color: #444444">bir kötü kadındım kendi avucuna tüküren</span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><font size="2"><em><span style="color: #444444">kötü adamdım. Benim yüzümdendi yokluğa dokunuşun.</span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><font size="2"><em><span style="color: #444444">arzulayan güç olarak ışık</span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><font size="2"><em><span style="color: #444444">arzulanan ışık olarak güç</span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><font size="2"><em><span style="color: #444444">ve </span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><font size="2"><em><span style="color: #444444">kendini dölleyen!</span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><font size="2"><em><span style="color: #444444">tamamlanıp bitmeyi red eden:</span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><font size="2"><em><span style="color: #444444">eril bir gücün inkarında dişil bir isyan</span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><font size="2"><em><span style="color: #444444">dişi evrenin cazibesinde eril bir yalan</span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><font size="2"><em><span style="color: #444444"> </span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><span style="color: #444444"><font size="2">Ya yankısı sesin: </p>
<p></font></span><span style="color: #444444"><font size="2">  </p>
<p></font></span><span style="color: #444444"><font size="2">Bir kötü kadındım, kendini dölleyen, uzak durduklarıma mesafemden üzerime katlandım, aralarıma saklandım, aşırı görünmediğimden binlerce gözün bedenimde açtığı yaralardan döllendim. Başlangıçta kadın olmam yeterliydi, ama sonra başlangıçtaki kadına dönüşmem istendi, bense sustum. Sonra yazdım, başlangıçta kadındım ve sonra yazdım, yazdıklarımın benimle ilgisini soran olmadı pek, çünkü hepsini onlara söylüyordum ve onlar bunu zaten biliyorlardı. Kadındım ve aşırı unutulmuş bir şey gibi her yerde ve her şeyde olmam gerekiyordu. Şimdi yine bir kadınım ama fazlalıklarım eksikliklerimi çoğaltıyor, ve ölmem için ölmem bile gerekmediğinden sadece doğuruyorum. Yine de yazdım, ve yazdıklarımın hepsi  &#8220;<em>dişi evrenin cazibesinde eril bir yalan&#8221; </em>ve de yazıya karşı da&#8221;<em>eril bir gücün inkarında dişil bir isyan.&#8221; </em>Kadınım ve işitmediğim geçmişlere düştüm, yaşanmayan ama şüphesiz geleceğini de yitirmiş bir hayatın. Nerede o şimdi, hayatsa o, nerede şimdi, kimin mezarında? Yaşayamam artık, yeterince ölmüş biri gibi yazdım ve daha da yazdım, kalem benden önce kırıldı. Yine de yazdım ve derin bir mutsuzlukta coşkulu sözcükler buldum, ama söylemedim onları çünkü kadındım ve yapmadım. Sözcükleri doğurmam gerektiğini biliyordum, çocuğu ise içime atmıştım. İçime atmıştım, demeliyim çünkü bu beni hafifletiyor, başka bir doğurma belki, içimde doğuruyorum çocuğu, en azından yazıyla bir uzlaşmaya varmış gibi bir şey bu. Doğurmak ve yazamamak, yazmak ve doğuramamak, ve her ikisinden ayrı yaşanan, beni doğurup başka bir uzama fırlatan yuvasından çıkmış bir sancı. İşittiniz mi? </p>
<p></font></span><span style="color: #444444"><font size="2">  </p>
<p></font></span><font size="2"><em><span style="color: #444444">görkemli metastaz</span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><font size="2"><em><span style="color: #444444">taşı yuvasından eden</span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><span style="color: #444444"><font size="2">  </p>
<p></font></span><span style="color: #444444"><font size="2">Taşı yuvasından eden. Taş, yuva ve eden; ama Kadın, ama Ela: </p>
<p></font></span><font size="2"><em><span style="color: #444444"> </span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><font size="2"><em><span style="color: #444444"> ses ol!</span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><font size="2"><em><span style="color: #444444"> ses ol!</span></em><span style="color: #444444"> </p>
<p></span></font><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> 
</p>
]]></content:encoded>
				</item>
</channel>
</rss>
