Skip to content

Categories:

kronik hayat



dişleri dökülmüş umut kanatamaz beni hayata

 

her yerde bi’kırılmanın sesi bastırırsa sesimi

ölümcül iğrentilerle içime kustuğum olur

hatta geceye özgü direnmelerle

beynimde eşsiz ağırlığı aşınmış us’un.

gitgide buruşuk bir gök tepemiz üstündeki (biliyorum)

iskeletleri birbirine sarılmış yatmakta günler.

ölü adamlar seviyor kadınlar. gitgide.

demek ki ben çılgınca dişliyorum eti ortalık yerde

ırmaklar geçiyor şehrin iki yanından/ ama

önce çocuklar unutkan kalıyorlar. büyüdükçe

kırılıyor çarpık dişleri hayatın. kırılıyor sanki bir tünelden

bakan gözün gördüğü ışık…

çiçek adları kusuyorum ölüler toprağına (bu önemli biliyorum)

sonra kadınlar: en moda eteğimi kaldırdığımda zamandan

ürkek bakışlarla geçiyorlar boşluklarımdan.

diriltiyor kendi ölüsünü ölü adam

gizlice sevmeye kalkıyor diriliği

herkes bana titriyor korkudan.

huysuz bir kadın oluveriyorum

aniden.

 

alnımda güneşin kırışan gölgesi (bunun önemi yok inan)

gücüm var mı zamanı oyalamaya

rüzgar olsa işim kolay: yelkenler vaad edip

içime çekerim onu. var’lıkla dolan boşluk gibi genişler içim.

ama ben çeliği su’da öptüm eşyanın doğasıdır diye

var’lık varsa yok’luk da var dedim

ortalık yerde bi’hinlik düşündüm…sıyırdım en kanlı yanımı: dünya

ona bakan bir çift göz

‘ün görüp görebildiği?

 

(sonra kuşlar. hem de nasıl!)

 

yani

diyordum ki:

çelikten bir ağızla ısırdım boynumu.

uzun uzadıya öpüşmelere

bu yüzden yer kalmadı

 

“ben umudu sevemedim. umut hayatı”

 

 

 

 

 

 

 

 

/ela dincer

 

 

 

 

 

Posted in c.

0 Responses

Stay in touch with the conversation, subscribe to the RSS feed for comments on this post.

Some HTML is OK

(required)

(required, but never shared)

or, reply to this post via trackback.