Skip to content

Categories:

istiridye sancısı

 

 

şimdi neyim ben  gerçekliğinden şüphe duyulan soyut bir hırs!  suya atılan taşın dibe vurduğu.    biriken ve dağılan  düstursuz bir çığ:  daldaki dikeni soymaktan yürüyen.

 

 

“nerede, ah nerede o yer

-onu yüreğimde saklayacağım-“

(r. m. rilke)

 


ağzımı elliyorsun.
meğer sustuğum yerden derinleşiyor boşluk//
.
hiçbir yerden yola çıktığımda gördüm
kanatların bir açılıp bir kapanan sonsuz
ritmini. “hiçbiryerdelik” döndürdüğünde başımı
içi boş yokluğu sıvadım bildiklerime:
aç toprak. arsız kent. murdar gün/
ağzımı ellediğin yerden kapandım içime.
o kalabalık (dışımda kalan): inci istiyorlar benden.
dayanır mıyım sancıya bilmiyorlar.
ki ben: kederle yanan mumlar için karanlığı seven
derin bir çöl’den önemseyen hayatı
vahaların tozuyum belki de. biliyorum
mührümü bastığım sözdür sabrımın son konuğu.
belki de ağ atmalıyım üstüme:
çünkü sonsuzum ve sonsuza geri dönmeliyim
kim bu! zamandan bunca korkan. ağırlığını hafife alıp
kendini kandıran. biri bana ses veriyor. hala aranızdayım.
ışığınızı sevmiyorum hala. kalıcı kokularınızı. çöp bidonlarınızı
sokaklarınız ve evleriniz ve duvarlarınızın yapmacıklığını
aranızdayım
ama seviyorum saatleri…içi kuş
uçucu…
ne ki gece kısa. hayat nasıl da uzun!
çıtırtı ne de ürkütücü. yalnızlığı anımsatan her ses zamansız
bir kapı arıyorum burada. hala aranızda olan ben.
şımla çevrelenmiş bir kalabalık olmalı ardında:
el değmemiş zamanlar arayan…/
o kapıyı açtığım an:
“içeride olan kim! hangimiz dışarıda”
diye düşünmekten deliren bir kalabalık
hiçbir yerdeyim sakın yatıştırmayın beni:
“göğün görüntüsü alacak aklımı başımdan
yüreğimde neredeyse bi’keder yükselecek”
/ela dincer

Posted in b.

One Response

Stay in touch with the conversation, subscribe to the RSS feed for comments on this post.

  1. sezgin selvi said

    aya bakma üzülürsün dedim kendime

Some HTML is OK

(required)

(required, but never shared)

or, reply to this post via trackback.