bırak
gözlerim bin yıllık olduğuna inansın
karanlığın.
mum sönene dek anlarız
sabah nasılsa zalim: belki de bin yıldır
nasıl bir gün istediğini yaz göğsüme
geçeceğim oradan.
tüller ve kurdelelerden arınmış halimle
uzandığım çimenden alıp gideceğim
bekaretini
isteğin!
gözlerim inansın varsın binlerce yıldır kör olduğuna
ben bilirim ve ben bin tavafla kutsarım adını:
her akşam bağları bozan sarhoş şarabın.
bin yalanla tülden bir gelinlik inşa eden aklı
söylerim: kabul-den arınmış ahvalimde.
solarım durmadan: bırak sussun izler
kaç çarşaf yeter anlatmaya ilk inkardan damlayan
kanı…/
mum erirken fark ettim:
ateş yoksa aydınlanmıyor ten
aydınlanmıyor ateş yoksa suyunu içtiğimiz gök
titreyen yalnızca ben değilim karşısında
ateşin.
ışık! ışık!
/ela dincer
temmuz 2009
One Response
Stay in touch with the conversation, subscribe to the RSS feed for comments on this post.
buyüzden dir ki kemiklerimde sesiz bir hırsız / hala çalmakta kırgınlığımı,,,,,, şiiri de şairini de tanımak dileğiyle …