ipin ucu

 

“o çok sonra geldi” önce ve sonranın bittiği zamanlarda geldi. -zamanın dar uçlarıyla- ellerime çizikler attığı zamanlarda..savaşçı miğferi yapan silahçı ya da ”itaat et” diye taşlardan heykeller yontan bir heykeltıraş gibi değil..ay dolanırken kendi büyüklüğüne, ellerimle işaretler koyduğum yerlerine boşluğun..

geldi..çok sonra..yolumu kaybettiğimde; işaretlerin yok olduğu zamanlarda..labirentimin içinde aradığım beyazlığı unuttuğum zamanlarda..ki orada insan; “dönemeçlerin karmaşıklığı ya da karmakarışık edilmiş nesneler bütünü” yüzünden yolunu yitirebilirdi..yolumu yitirdiğimde mi geldi..ne zamandı..boğa başlı vazolar bakarken kurumuş çiçeklerin sapa sarmallığında, başımı bulutlarla sardığımda mı geldi..şöyle mi diyordu masallar “ bir salyangoz kabuğundan iplik geçirmek için; karıncanın ayağına -ipin ucu-nu bağlamak yeter. karınca nasılsa çıkışı bulacaktır”

eskiden -toprak tek renk-ti..çoğaldı sallanıp duran o sarmal yay..renksizliğimde mi geldi.. ellerim derisinden soyunup fresklere nü olduğunda mı..zihnimin boşalıverdiği bir fıskiyeden tersine akan bir su gibi..akmayan, kanayan, kanadıkça masallara inanan çoğulluğuma ad olmaya..evlerin eşiklerini tekmeleyerek değil..kent kapılarını zorlayarak değil..göğü yararak hiç değil..kapalı pencerelerden sızan ışık gibi..

evvel zaman için de, derler ki; ormanların en coşkun, ırmakların en asi, rüzgarın en hızlı olduğu zamanlarda ay, korkusundan gökte görünmezmiş hiç..onun yerine suretini gönderirmiş…bulutlardan sızan ışık gibi..

çok sonra geldi..sunaklar bile yoktu ki geldiğinde..zamanı tanımlayacak tek bir im kalmamıştı yer-yüzü koruluğunda..talan..paramparça olmalara adanmış negatiflerinde çöllerimin..kum tanelerini taşıyarak kıyısızlığıma..olur olmaz zamanlarımda..çok sonralarımda..masalların devlerini kovmaya çalışırken, tek göze kesmiş iç sesimde..olmayan boşlukların kahve lekelerinde..dolmayan dolapların kirli geçmişinde..hesaplaşmayı bırakışımda..masalları unutuverdiğimde..

“ama çiçeklerle yapraklı dalların değnek için mi yapıldığı, yoksa değneğin dallarla çiçeklerin güzelliğini göstermek için bir bahane mi olduğuna hangi düşüncesiz ölümlü bir karar verebilir”

ellerini getir dedi adam…kadın terli bir nefesle çekti içine düşlerini, nefesini bırakmadan, uzattı ellerini. adam durdu. masada bırakmışım anahtarları. sen aldın ve saklıyorsun sanmıştım. yanıldın işte dedi kadın. nefesini bırakmadan. ellerini geri aldı. gül kokuyordu. kaybolduğum muydun dedi kadın. ne zamandı bu dedi adam…

(sonraydı)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Toplam Okunma: 507 | Bugün Okunma: 2

Yorum yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış.

Comments RSS TrackBack Identifier URI

Yorum yapın

  • Ara

  • Dış Bağlantılar