iç kanama

(ellerin vardı dilimin ucunda gibi bir öykü

durmaksızın

bir kuş adı/gitgide bir çiçek)

 

beyaz sarmaşıklardan, sokağın uzayan tenha sesine sarılarak

kanatlı olan her şeyi bir bir yakalıyordu

ve isim veriyordu onlara.

durduk yere tufan başlıyordu.

durduk yere bitiyordu gök.

durduk yere adını dilinde ısırıp ısırıp

da kendi tuzaklarına bakakalıyordu/ ömrüm.

 

aşkın solgun yüzünde bir titreme gibi susuyordum ben ve susuyordu

ne varsa aramızda tılsımlı bir kanada dönüşen.

ve işte olmadık zamanlarımın

kanat içre uçuşlarında

göğüne yakışan dehlizleri oyup

kendini avlayan bir hece gibi kalıyordu: söz.

 

//tükürsem içim kanardı.

kanasam dışımda kırmızı bir gök: soylu fırtınadan geriye kalırdı//

 

sonra hepsi geçti

beyaz sarmaşıklar

sokağın tenha sesi.

ben kaldım dilimin ucunda gibi.

ben ki:

kendime teğet doğrular ve hiç eskimeyen yanlışlarla

bir çelişki gibi

ve çobanaldatan

ve ebabil

ve kuzgun

ve atmaca

ve ürkerek göğün sesinden: evcil bir kartal/

aşağılarda

çok derinlerde eskitilmemiş bir gün adı sonra

unutmanın solgun ve kavruk yüzünde, acemi bir anımsama

ki:

elimde kalan kanat adları gibi sus pus

dönüp duran dönüp duran

kendine teğet bir aşkın eskitilmemiş gün düşü

kendine teğet bir aşkın hiç eskitilmemiş gün düşü belki de.

 

(iç bükey bir gökte kanat sesime konan kelebekler vardı: gördüm.

ürktüm!

soldum!

ömrüm dedim ey ömrüm!

kelebek sesine kon/uyu/gitgide bir çiçek)

 

sonra ben.

karanlıktım.

sisliydim.

bulanıktım.

ölümü kanıtlayan varlığa özeniyordum.

umut: akıl dışıydı.

eskitilmemiş

hiç eskitilmemiş bir gün düşüne uyandım.

uyandım ki: uyanmak: uykuya yeniden başlamaktı artık

hiç eskitilmemiş gün düşünde.

çünkü mutlaktım…

 

/ela dincer

ARALIK.2007

 


Toplam Okunma: 810 | Bugün Okunma: 3

2 Yorum

  1. Yorum tarafından Rosa J. on 15 Ocak 2008 03:25

    -güç betiler, durduk yere güç betilere dönüşebilen. Sanatın dilinde her betimleme bazen yıkıntılardan güç alır, ama yıkıntıları içerde bulmak için bize gereken şey nedir? Güç müdür?
    Durduk yere varlık, varlık görünümünde kanatlanabilir. Uçmak sözü kanatlanıp yücelebilir de. Yücelmenin bu sözle söylemek istediğini her seferinde duymak mümkün olur mu? Bir ölçüde olabilir, ama bu sözle duyduğumuzun kanatlanma olasılığı da vardır. İşte o zaman uçmak olarak kanatlanıp uçmak, göğün sınırında sınırsız bir uçma arzusuna yakalanır. Sınırsızca uçmak gibi sınırsızca sözü konuşturmak, bizden sözü alıp götürür. Söze ne olur burada? Hiçbir şey. Ve hiçbir şey olarak söz, öncelikle bir burada oluş imkanı da asla vermez. Ve bu durum sözün imkânsızla ne kadar yakından ilişkili olduğunu da söyler. Ancak bunu anlamak imkânsıza aittir. Neden söz, şiirsel sözde konuşmak ister; neden şiir, söyleyecekleri için söze başvurur?
    “ve işte olmadık zamanlarımın
    kanat içre uçuşlarında “
    dediğinde yazar, söz ve şiir arasında kanatlanmak ve kanatlanmanın kendisi olarak ne şiir ne de söz olmak, kendisi olana mı seslenir? Yücelme midir? İçten de içe doğru adımın güçleştirdiği yazma devinimi yüreğe yakınlığıyla hangi ölümü bize verir?
    “sonra ben” dediğinde yazar.
    -güzel betiler dememek için güzel betiler demeyi bir kez için söyleyebiliriz. Çünkü güzel betiler için söylenebilecek en fazla şey, bunun bir kez söylenmesidir. Söz, özellikle güzel söylendiğinde kendi üzerine okurun sözüyle yansır. Gizemli olmamakla birlikte “güzel sözü” bizim gizemi doğrulamamız için yeterlidir. Felsefe gibi güzeldeki gizemi estetiğin aydınlığında açmak bize pek bir şey göstermez. Ama “güzel”, sanatta, sözün sanata olan mesafesini gösterir. Sanata yaklaşamayan “güzel”, her seferinde kendi dilinde susar.
    -demek ki yazar, burada hep bilmediğimiz o sıkıntıya işaret eder gibidir. O hep içimizi yokluğuyla dolduran sıkıntı, sıkıntının içimizdeki hayatı. İç sıkıntısı, dışarının bizdeki içi. O sıkıntıyla dile gelemeyen.

    Sıkıntı. Durduk yere.

    İç Kanatlanma.

    Demek ki şiir, burada olduğu gibi, yorumdan kaçabilen, yazar için kanat olup, onu bizden en yükseğe doğru uçurur. En yüksekliğidir yazarın kendi. Ve şiir onun kendini dili getirmesinde sadece hiçbir şeydir. Ama şiir hiçbir şey de değildir; şiir durduk yere şiire yakalanmaktır. Dediği gibi yazarın: “ben kaldım dilimin ucunda gibi.”

  2. Yorum tarafından EMİNE on 17 Ocak 2008 01:32

    Beğendim bu şiiri ben biraz ben biraz sen biraz hepimiz varız sanki Elacım seni tüm iç kanamalarınla ve kendimi tüm iç kanamlarınla seviyom ben. yazdıkça özgürleştiğini ve giderek daha güzel yazdığını giderek daha güzel olduğunu görebiliyom ben.

Comments RSS TrackBack Identifier URI

Yorum yapın

  • Ara

  • Dış Bağlantılar