göz ucu

bir fincan kahvede gizledim sözü

imlenebilir olandır yaşam(çünkü)

kelebekler konup kalktı dal uçlarına

dallar suya eğildi onlardan sonra

ben, tanrısız bir kenti sokakladım

adımlarımın ilk durağında

dualara gizlenen bilgiç bir sevi

konup kalktı aynalara

yüzüm senin en mahrem uçlarına eğildi sonra

bahçevandım

bıraktığın bahçelerde

ki

gül desem

koklayıp duracak bir gülü, su

en utangaç yerinden

(kimseler söylemedi sana

-bahar dalında kiraz

haziranda müz

dudakta sevi-

kimseler söylemedi mi sana

çekilip kıyılarına dünya

ağladı diye

ardından suya eğildi gök diye

/dal uçlarında yeşili imleyen bir nakarattır

her tekrarda coşkulanır dünya(oysa)

söylemedi kimseler sana-biliyorum

şarkılar asıldı göğün duraksız bir bulutuna

sustu yağmur)

ey kehribar sözlü aşk

kustuğumuz çağın

üzerimize buruşan adsız tenleri yakıp duracak mı

şah damarımızın ardında gizli düşü

ey kehribar gözlü aşk söyle acının durağında bir solukluk nefese

gebe mi kalacak

sevinç

bir fincan kahvede imledim kendimi

virgülsüz noktasız

en çok

ünlemsiz kalayım diye

şaşkınlığımı avuç içlerinde ezdi şehvet

sorularımın işaretsiz kipinde asılı kaldım

sana öykülenen güne düştü cesedimin gölgesi en son

ey duraksızlığı yol edinen bilge

girdabın en derin baş dönmesinde

derinliği avutan bu çağ

kusacak

susacak

durmadan üstümüze

dal uçlarında yeşili imleyen bir nakarattır

her tekrarda coşkulanır dünya

dal uçlarında yeşili imleyen bir nakarattır

her tekrarda coşkulanır dünya

dal uçlarında yeşili imleyen bir nakarattır

her tekrarda….

dal uçlarında…

yeşili imleyen…

bir nakarattır…

coşkulanır dünya(oysa)

(ela dincer)


Toplam Okunma: 597 | Bugün Okunma: 7

Yorum yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış.

Comments RSS TrackBack Identifier URI

Yorum yapın

  • Ara

  • Dış Bağlantılar