gecikme zamanı

bilirsiniz kolay değil bağışlamak yaşamı

kendinizde

ne mi yapıyorum evlerde

duvarlar gibi üstümüze çakılı

evlerde

ne mi yapıyorum

yemek yemeyi unutuyorum mesela

saate bakmayı unutuyorum. tozlanmış bir yer döşemesinde

ayak izlerimi görünce anımsıyorum: varlığımı

sonra acıktığımı unutuyorum

uzanıp güneşin ağarttığı örtülerle yaşlanan yataklara

“bir eriyişin bedelini ödüyorum”

kesilen etimden anlıyorum: kanımın aktığını

bilirsiniz kolay değil bağışlamak kendinizi

bu yaşamak’da.

perdeleri çıkarıyorum kornişlerden

bunu neden yaptığımı biliyorum

hızla çekiyorum perdeleri

bir sözcük oyununa başlar gibi

şarıyı çağştıran kelimeler anımsamaya çalışıyorum

hızla çekiyorum perdeleri tekrar tekrar

asılır gibi o kendimden uzak düşen özlemeklerde

boynumla omuzlarım arasında bir yerde.

sonra aniden bir cam kırılıyor

bakıyorum içerde bir taş. alıp yutuyorum.

hayır. taşı.

yavaş yavaş anlıyorum: birdenbire olanı

evlerden üzerime damlayan duvarlar gibi. yavaş yavaş.

hem acelem ne ki.

hep buradayım hem sonsuza kadar buradayım hep.

sonra müzikleri anımsıyorum

özenle seçip ayırıyorum çoğul yaşamakları

wieniawskiyi seçiyorum tekil varoluşum için

odaların duvarlardan yapılma gereksizliği ah!

sonra birden duruyorum

müzik duruyor birden

birdenbire anlıyorum: başlayanı ve biteni

anlıyorum

ama anlamıyorum ortaya çıkan ve aniden

saran bu telaş nasıl tedirgin eder sonrasında

ve nasıl koparıp başı…bi’balığı temizler gibi.

karanlık köşelere sinmiş kokular gibi kaldığımı

ve odalar

odaların “duvarlardan yapılma kimsesizliğini” neden

bırakıp gidemediğimi. anlamıyorum.

işte bunca diyorum yalnızlığı sevmeli

başka türlüsü

kolay değil yaşamak ağrısıyla böyle.

ne mi yapıyorum evlerde

bilmiyorum belki de. diğer hiçbir şeyi bilmediğim gibi.

yahut bilemediğim gibi kendim olmakla meşgul aklımı

ya da belki

unutmaya çalışıyorum mesela ne de çabuk sevebildiğimi.

mesela alışıverdiğimi kolaycacık. hem ilk kez alışıverdiğimi.

ama siz biliyor musunuz.

ama O biliyor.

gece olduğunda gündüzü unutmak gibi olmalı

her şey.

sabah olduğunda geceyi unutmak.

sonra çaldığında biri kapınızı

unutmak gibi olmalı hayat: duyduğunuz sesi.

alışmak gibi olmalı mesela en çok kendinize

varoluş diyorlar ya onun kendiliğinden yarattığı

sizin boşluk dediğiniz tuhaf ve dayanılmaz yanıtları

sorusuz bırakmak gibi olmalı. birdenbire olmalı zaten her şey.

başlayan ve biten. birdenbire.

ama eksilmek mi diyorlar buna

unutmaya çalışmanın başka türlüsü de denebilir belki

hem kim dedi size açın kapıları diye.

wieniawski dinletiyorum bu evlerden kaçamayışıma

hayra yoruyorum sonra gördüğüm her rüyayı.

şler demiyorum. rüya. hani sizin kontrolünüzün

şında olanlar. işte onlar. gece aniden uyandıran

ve artık karanlığa alışğınız kör bir noktada

birleştiği her noktayı beyninizde kör kütük düğümleyen

uyandıran evet. onları diyorum.

ne mi diyorum: unutun rüyaları

şler bile işinize yaramayabilir gün ortasında!

ama uyuyalım.

sadece uyumakla geçirelim kendimizi

bir avuntudan hep aynı avuntuya.

uyuyalım. inandığımız hiçbir şey kalmasın.

bir çırpıda kanatlansın kuşlar. gök yarılsın bir çırpıda

ve bu ağ

kendinizi anlamamakla baş edemediğiniz an

dinsin. sadece dinsin her şey!

ahşap dolabın içine mavi örtüler seriyorum

üç maymun biblosu koyuyorum üzerine

şarap şişelerini atıyorum.

sonra ilk adımımla şekillenen teki kim bilir nerede

o ayakkabıyı alıyorum elime. beyaz.

elim mi ayakkabı mı unutuyorum.

adım atmayı unuttuğumu anımsıyorum birden.

soluğumu kesiyorum. ama mavi örtüler seriyorum

ahşap dolaba. gök yüzünü silkeler gibi.

kendime sarkıyorum aniden. aniden anlıyorum:

geciktim. hem kendimi affettim hem geciktim

saat kaçtı bilmiyorum. bakmayı unuttuğum bi’saatti.

mutlaka öyle olmalı. değilse gecikmezdim.

sonra aynı yola tekrar baktım.

geldiğim yöne döndüm yüzümü

yol uzanıp gitsin istedim

uzanıp bitsin bu kayboluş hikayesi

ve bu evler ve duvarlar

perdeler masalar hem sandalyeler klavyeler

harfler kitaplar kadar olan bağışlamak bitsin istedim.

müzik dinlemeyi unuttum sonra. yola baktım. keskin bi’virajda

etimi kendimden sıyırıp atan bir kazada

paramparça olsun istedim her şey

ama tam zamanında geciktim!


Toplam Okunma: 86 | Bugün Okunma: 7

Yorum yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış.

Comments RSS TrackBack Identifier URI

Yorum yapın

  • Ara

  • Dış Bağlantılar