<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="WordPress/2.9.1" -->
<rss version="0.92">
<channel>
	<title>duyulanın ötesinde duyulamayana dek</title>
	<link>http://www.eladincer.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Mar 2010 13:19:34 +0000</lastBuildDate>
	<docs>http://backend.userland.com/rss092</docs>
	<language>en</language>
	
	<item>
		<title>kürtaj ll</title>
		<description><![CDATA[ 
 
 
l.
durmak, ‘yok’ olan için bir bakıma hareket demektir.
 
tehlike anında kendini, kabuğu altında kendi boşluğuna saklayan kaplumbağa ne kadar aldanmış olabilir. (aynını yapabilir misin)
 
durduğun yer. seni durduran yer olması bakımından, “sen” için tehlikenin kendisidir.
 
durduğun yer tehlikenin kendisi ise; seni “ora”da tutan şey ancak senin yokluğun olabilir. varlık, zorunlu olarak hareket halinde olandır çünkü.
 
yokluğun’u içinde tutan yer [...]]]></description>
		<link>http://www.eladincer.com/kurtaj-ll/</link>
			</item>
	<item>
		<title>kürtaj</title>
		<description><![CDATA[

XlV
varlığının gerçek zemini hiç olmadı
 
bir başkası olmaktaki bütün duyguların, omuzlarına kanırtarak işlenen sevap meleklerinden bir dövme gibi beyninin en karanlık odasında (ışık kaynağını hepten yitirmiş karanlık bir odasında) evcilleşmiş ellerinle zemini deşerek hırçın sözler arıyor. uzun bir geçmişten söz eden başkası olmaktaki duygun kısa bir an için bir ışık yakaladım sanıyor -kendini görebileceği kadarlık bir [...]]]></description>
		<link>http://www.eladincer.com/kurtaj/</link>
			</item>
	<item>
		<title>orada</title>
		<description><![CDATA[
çünkü hiç doğmayandır ölüm
ve kentin binlerce metre derininde, kendilerine nefes alma alanı yaratmamış adamlardan kalan menilerde taşlaşmış kadınlar. henüz hak etmedikleri ölümü kestiremeyen “ölü çocuk” heykelleri. ve bunların bir çırpıda olup bittiğini anlatan ve bir çırpıda gülünçleştirilen anlamın şiirini okumakla ölüme mahkum edilen ölümsüz şairler&#8230;bir de henüz olmayan sesleri duyan şairler…
çünkü hiç söylenmeyendir şiir
kapıların sakladığı [...]]]></description>
		<link>http://www.eladincer.com/orada/</link>
			</item>
	<item>
		<title>yaratı</title>
		<description><![CDATA[ateş tenli yaratı
hiç konuşmamış ağızlar için
yeni sözler emiyordu köklerinden
 
içine alıyordu
dişi bir kurt gibi diri olanı
doğururken hayli yaşlısını
 
geniş zaman gibi geçti kendi içinden: bakışsız. dik. ve doğurgan.
“bazen hiç de iyi değilmişim gibi geliyor” dedi:
“güç karşısında ürperiyorum 
biri &#8216;ben&#8217; doğursun için
döl vermeyi özlüyorum”
 
muhteşem boşluğa doğru uçarken içilen
ölümcül bir iksirdi bunu söyleyen
anlamı küçümsemekten düğümlenmiş bir ünlemdi
karanlığına ışık çağıran [...]]]></description>
		<link>http://www.eladincer.com/yarati/</link>
			</item>
	<item>
		<title>yüzeye doğru</title>
		<description><![CDATA[ 
 
köpükler içindeki ağzını doru öpüşün
hangi ehil an silebilir
tende bıraktığı izler dil’e gelmeden
“nal seslerinin”
 
(belki sadece ölçülebilir bir hayat için…)
 
o halde an: bir tasarıdır
dar ve sonlu bir tasarı…
çekiç ve çivi imgeleri ile delik deşik
‘tülden bir akıl
/
karınca yuvaları. kuş kanatları.
hangisi ölçülü bir varoluş yaratır
ah büyük “yontucu” zaman!
keskin bıçak soyundan tırnaklarını geçir etine
aklın tülü örtsün yarayı
yok edemeyeceği her şeyi [...]]]></description>
		<link>http://www.eladincer.com/yuzeye-dogru/</link>
			</item>
	<item>
		<title>ara (lık)</title>
		<description><![CDATA[
önü ardı ayırt edilemeyen ve tonu kestirilmeyen yerler…
bir sahil kasabası yalnızlığı…bir balıkçı bakışı…tekne devrilmesi…ve dalga…
afedersiniz sizi tanıyor muyum? bir uzaklığın yakınla çarpımı kaç kişi eder sizin oralarda. sizi tanımıyorum. ellerimi cebime koyup ve arkamda binlerce balıktan gölge ile uçmak istiyorum. yakalandığım yerlerde bütün deniz kızları ırzıma geçiyor duydunuz mu? sular doğuruyorum onlardan. mavi. (kaçıncı sayfa [...]]]></description>
		<link>http://www.eladincer.com/442/</link>
			</item>
	<item>
		<title>burgu</title>
		<description><![CDATA[göğü kendi içine burkan bir burgu
dönemeçler yaratan. döndüren. eyip büken.
keskin uçlar yaratan. kesen.
başka biçimlere sokan. biçimler bozan. bozguna uğratan
söz’ü yok kılan. yazılamayan ve anlatılamayan
hatta sohbet konusu edilemeyen
yok yere bir burgu ki
döndüğü yerde dönemeçler yaratan. döndüren. eyip büken
keskin uçlar yaratan kesen.
başka biçimlere sokan. biçimler bozan. bozguna uğratan
söz’ü yok kılan. yazılamayan ve anlatılamayan
hatta sohbet konusu edilemeyen
yok yere [...]]]></description>
		<link>http://www.eladincer.com/burgu/</link>
			</item>
	<item>
		<title>çıngı</title>
		<description><![CDATA[ 
bir varmış bir yokmuş
henüz hiç bir “şey”
“hiç bir şey” bilmiyormuş
ses’siz hareketlermiş her şey. suskunluk sanmayın bunu
ses diye bir şey henüz bilinmiyormuş.
bir ırmak şöleni olsa duyan olmazmış
ama
havanın bir ritmi varmış
içinde notaların anahtarsız dizildiği ve söylenirken
gırtlağı yakarken ve yutkunurken ve unuturken ve an
-ımsarken ve dokunurken ve acıtırken…
ölümcül olan’ diye tekrarlamış yankı
ve hep oradaymış
suskun dururmuş dağlar.
titreşimler ona çarptığında dil’e geldiğini [...]]]></description>
		<link>http://www.eladincer.com/cingi/</link>
			</item>
	<item>
		<title>döngü</title>
		<description><![CDATA[ 
 
 
“burada öleni (eğer ölecekse biri): ölümün sonsuz  yokluğu beklesin!”
// 
 
acımasızlıksın sen. 
bağışlamanın acı tadı kalsın o ağızlarda.
uygun adımların uykulu şarkılarını tükür
 “herkes için her şey” olmaktan değil
oluş’un “vahşi” sezgisinde diş bilemektendir yazgın.
 
dilin ucunda buz dağlarının
nasıl eriyip yok olduğunu gördün
kızgın çöl deneyimindensin sen
çivilerin açtığı boşluğa adını üfleme sakın
izlerle aynı olmaya değil, kendi’ne ayna olmayadır
sabrın!
 
kutsal rüyalarını aramaya gelmişler sende  [...]]]></description>
		<link>http://www.eladincer.com/350/</link>
			</item>
	<item>
		<title>ilk ses</title>
		<description><![CDATA[ 
 
 
 
/içimde biçimsiz boşluk 
güzelsin.
vahşi atlar hırçınlığında/
 
 
aşk soluyorum.
aklıma tutunamayan eşitlikçi kaldırımlar
‘kendinden başka’ olamayan bölücü caddeler boyunca.
varlığımı gölgeleyen sokak lambaları
taşlar
atık düş koleksiyoncusu çöp bidonları 
gibi
yanarak. ufalanarak. kokarak.
 
kendini yeniden kuran yaşlı kurtları: yol kenarı ağaçlarının
kemirdim içimdeki biçimsizliği
başka varlıkta kendimi yeniden ‘oydum’
 
duyuyor musunuz sesi. 
 
/
yalınım.
sıradanım.
günaha adlanırım üstelik.
tuhaf acılar çekerim. aşk solurum bu yüzden.
edepsiz düşler için fırtınalar tekmelerim.
herkes mutlu ise [...]]]></description>
		<link>http://www.eladincer.com/ilk-ses/</link>
			</item>
	<item>
		<title>başkalaşım</title>
		<description><![CDATA[arasak bulamayız gölgemizi
hangi suya baksak namevcuduz. (c.s tarancı)
 
 
 
 
/
damarlarımdan
çalımlı ırmakların gökyüzüne değdiği yerde
vaz geçtim.
bi’bahar sabahıydı (anımsıyorum)
kumruların sustuğu bi’sabahtı. 
çalımlı ırmaklar gökyüzüne boşalıyordu. gördüm. utandım.
damarlarıma baktım
aynı tonda akıştılar. gökyüzü gibiydi içim.
aynı ıslaklıktılar aynı genişlik
biri birine karışıyorlardı
da ben kaçırıyordum aklımı.
kuşların kanatları vardı. herkes bilir bunu. ama ben içimdekileri diyorum: 
kanatsızdılar. gördüm. kıskandım.
 
 
geriye doğruydu her şey.
 
suyu tekmeleyen bir çocuktum [...]]]></description>
		<link>http://www.eladincer.com/baskalasim/</link>
			</item>
	<item>
		<title>soyut şiddet</title>
		<description><![CDATA[ 
her şeyin değişeceğine inanıyordu.
ağzına bir iz bırakayım istiyordu ağzımdan.
 
ben kendi çapsız çekirdeğimin yörüngesinde cisimsiz bir isimdim.
“maceralı şarkılar” söylemekle yatıştırmıştım ağzımı.
sakince eriyordum. ve boşluğa karışan zerremin uzaklardan seçilebilen
parlak
geri dönüşlü bir geçmişi yoktu.
 
o bekliyordu.
zordu yeryüzünün bütün bekleyişleri. öncesi düşünülmeyen ve
sonrası için bütün bütün adanmış ruhlar yaratan bekleyişler.
uçsuz bucaksız anı ormanından tek bir dal kesmeye yeltense el
gövdeden ayrılıverirdi
kanla [...]]]></description>
		<link>http://www.eladincer.com/soyut-siddet/</link>
			</item>
	<item>
		<title>sudan köprü</title>
		<description><![CDATA[(uyumadığım gecelerin bütünlüğüdür: harf)
 
sadece yağmur sesi kalacak. söz.
sırtından atlayacağım büyük büyük yaşamakların
otomobiller. trenler. uçaklar yakacağım. evler bombalayacağım.
fabrika şartellerini indireceğim keskin ahkamların üstüne
mağazaları soyacağım. pazar yerlerini yerle bir edip
yağmur sesine yer açacağım. söz.
 
bu sırılsıklam
bu içimize yağan
bu yerle gök arasında sudan köprü
bu her basamakta hırçın yitme isteği
bu ses
kimyasını zorlayan olacak yer açtığım boşluğun
 
söz sana: sözlerin bedeni  ile [...]]]></description>
		<link>http://www.eladincer.com/sudan-kopru/</link>
			</item>
	<item>
		<title>korku meseli</title>
		<description><![CDATA[



  

-yıkılmış bir duvar
dediğim zaman 
ne şekilleniyor ise zihninde
özelikle oraya iyi bak:
yıkılmış bir duvar çünkü  /  __  
                                                n
                                                 i
                                                 h n 
                                                 i 
                                                 z
 
(  )
ivme kazanarak gövdeye üşüşen düş’e 
dikmeden gözümü
dikilip duruyorum bu ivmesiz terslikte
:
özelikle parmak uçların
yıkıntılara yakın tarafından tutunuyor 
baş aşağı gövdemin
etine.  /  o ki: kahpedir zaman
              oynak kalçalarım yok diye
              [...]]]></description>
		<link>http://www.eladincer.com/korku-meseli/</link>
			</item>
	<item>
		<title>kanat suresi</title>
		<description><![CDATA[

  


  


  

l.
buyurdum ki incir çekirdeğidir: aşk.
meğer bi’boşalmaymış tin’den ten’e…
ve zeytin’eymiş 
dalı yaprağı. bükmüş dizini dize
‘radikal bölün/
                      /meyim
hücrelerimden sor beni’ 
dedim diye…
 
2.
kanat sureleri indireyim 
korkulu kasılmalarla örtsün ağzını
mağara…
gök yarılsın hırsından
açılabileyim kendimden uzak…
sen de sars kasıklarını toprak! 
bu durmak-lar yeter canına taşın
iki ağaç ver bana cennetinden
“tine ve zeytine” ersin başım 
 
3.
kalp titremekte: kanat [...]]]></description>
		<link>http://www.eladincer.com/kanat-suresi/</link>
			</item>
</channel>
</rss>
