ezinç

ah dilsiz kuyu
ah biz’siz olamayan zaman
/
kaç bin gece geçti?
ilk gece ay vardı
var’olmayanların adı bile yoktu.
‘biz’ den ibaretti zaman.
ya aya bakacaktık. ya biri birimize
aya bakmamızdan ‘şüphe’
yüzümüzde akmamızdan ‘cüret’ oluyorduk.
gövde biçimli şiddetimizden eziliyordu bağlar
“kötülük eğlenceliydi”
serindi. ay vardı.
bozulan bağlara ağlıyorduk ikinci gece
ay vardı
boşluk kıpırtısızdı.
dokunmayı öğreniyorduk
belli ki özeniyorduk var’lığa.
ayın etrafında dönüyorduk
bu korkudur diyorduk da
biri birimizi onaylamamızı aşk’tır sanıyorduk.
dünya küçülüyordu.
dünya küçüldükçe küçülüyordu üçüncü gece.
yok olan şeyler vardı ‘biz’ den önce.
çatılmış hüzne kaş çiziyorduk
yüzlerimizde
başka yüz olsun istemiyorduk
eksik olanı ve olacak olanı
bilmeyişimize ‘anlam’ diyorduk.
(aldanıyorduk)
‘her şey’ kayboluyordu:
dünya nerede?
diye sorar olduk dördüncü gece
tehlike cazipti:
kendimizi öldürmeye yetecek dozda sorular
arıyorduk.
beşinci gece:
ay küçüldü git gide.
boşluğun büyüdüğünü fark etmiyorduk
bağlar hepten bozulmuş
ayaklarımız kızıl kan
“nereye” diye soruyorduk da
her şeyi unutmamızdan ‘tarih’ oluyordu. k
ay yoktu altıncı gece
“iyilik sıkıcıydı”
sıcak mı sıcaktı
kaç bin çocuk doğurdum ölümsüzlük niyetine
iç içe geçmiş yüzümden parçalar yoldum:
arzu nesneleri
açlığa benzeyen şiddet
coşum’un gövdesi
…
anımsamayışa ‘bellek’ (mi) diyorduk!
ah dilsiz
kaç bin gece aradım o’nu
rahmimi deştim usanmadan
zaman sırrını her şeyin içine üflemiş’tir sandım
olmalar ve var’olmalar için: içime düştüm kaç gece
yalandan söz ettim ol’mayanı doğrular gibi.
‘mut’ abidesiyim diye haykırdım
nefesim tükenince: unuttum yaşadığımı.
kaçıncı gecenin sonuydu
koynumda baldıranlar çıldırıyordu!
aldanış bakidir bil’dim
ah deli kuyu!
kaç bin yıl ihanet etti ki acı öfkeye
kılıçları bölen kaç tenden geçti gurur
hangi öl’mekten
neyin öcünü aldım da
alamadım hırsımı ol’malardan
öfke altında ezildi bildim onu
cennet baştan ayağa kabuk bağlıyordu
kaçıncı geceydi hey dipsiz kuyu:
bir dirhem ol’uş uğruna cehennemi yaktığım!
(ah deli kızım
ser’abın ritmine ayak uyduramayan günah/ım
söyledim mi sandın kendini
öldün de oldum mu sandın
yoksunluktan doğar acı. bil.
haz bakidir: duyulabilir olandır ‘aşk’ da!)
güzelliğin son perdesi
ey gece
terinle arıt beni
yorgun düştüm aramaktan: o olmayanı
nefesim aktı içime: söyle
zaman kendini aklar mı biz’siz
her şeyi baştan ol:
ben rahmimde yedi gonca büyütürüm
(kıpırtısız)
o, dört mevsim yatar koynumda
şüphe’siz.
/ela dincer
Toplam Okunma: 131 | Bugün Okunma: 5
Yorum yapılmamış
Henüz yorum yapılmamış.
Comments RSS TrackBack Identifier URI
Yorum yapın


