Skip to content

Categories:

diş izi

yaşamak için iyi bahanedir sabah.
değilse boynu kıldan incedir gecenin.
  
ey şiir
acıya yataklık et kırılsın kemikleri düş’ün.
söküldüm tutturulmuş iğreti yerlerimden
sallanıp duruyorum koptu kopacak sabrımda
dudağına iliştir: çiçek sapıdır diye bu hayat
kökünü zorlayan.
 
senin bütün biçimlerin mubahtır bana. bozgun gibi
gireyim sınırlarından ve çıkayım dirilerek kendimden.
 
eski sokaklar dolaşıyorum. yorgunluğuma bahane sabahlar
her adımda toplu kalabalık ağıtları
serçe parmağım kadar kalıyorum. uçup gitmek gerek ya…adım mı
benim adım yok. varsa seninle başlayan bir gecenin sonunda
kanatlanır her yanım. taşa kesmiş zamandan
taş sokaklara akmanın verdiği erime duygusu.
bir inip bir çıkıyorum boynunu. ey şiir
kadınlığıma yataklık et. ya bul ağzımı ya söyle
nerede dudakların.
çok içlendirme beni ölümsüz değilim
olacaksan sen ol:
-kudurmuş yanlarımın diş izi
-kopmuş çiçeğin sapı
 
(ol’manın tek boyutlu evrenidir gece. unutma.
öl’mekse bizden ötede bir yüz.
bul ağzımı. yaşamak için bahane değilsin ey)
 
hissederek dokundum ben bütün günlere
kanlı ve sırılsıklam kalktım sofrasından
delik deşik bir gövdeden ne sızarsa öyle sızdım
başka. hep başka güne. tan kızıllığında renk değiştirdim.
anlatamam kaç kere yılan edasında sıyrıldım kendimden
taş sokaklarda izlerimi aradım sürünerek. ama hep
suyun şekil verdiği dönemeçlere vardım: “saf, sınırsız, kahraman”
dokunduğumda keskindiler.  boynumu uzattım
yaladım. kalp atışının kaybolan tadı vardı ritminde 
fakat ben kendimden sıyrılmanın coşkusunda
dönüp baktım ardıma. ardımda ölü ol’muş yatmaktaydım. saçlarım
kimsenin cesaret edemediği uzun ve kanlı bi’savaş.
adım yoktu. rengim tan kızıllığında tanrını susturdu  
ey şiir: konuş benimle. ölümlü bedenimi soy yeniden
ve yıkayıp pakla gecene hazırla beni
bul ağzımı da belirsin diş izlerin ya da kaybolsun sesim
benden ötede bir yüz dalgınlığında.  
 
hala anlamadın mı:
yaşamak için bahaneleri unut
içinde eriyip gittiğim dudağından ver  
illa vereceksen! 
 
/ela dincer
 20.01.2009

Posted in a.

3 Responses

Stay in touch with the conversation, subscribe to the RSS feed for comments on this post.

  1. Betül Akdağ said

    Aynı ırmağın sularından gibidir bazı sesler.Sesiniz yabancım değil sevgili Elâ.

    En geniş zamanlı sevgilerimle

    Betül AKDAĞ

  2. Rosa said

    Sabahına varamamış bir yaşamın gecesidir gün. Gece ise hep gece dediklerimizden, dipsizliklere düşen; her sözcüğün daha şimdiden düştüğü-söylenişi… ki düştüğünde, bu olan bitenin gerçekleşmesinin oluşunu yitirdiği… diği. Ve ruh ve beden; ve her ikisinin de birbirini tanımadığı ama tanımaya mecbur bırakıldığı şiir. Ela, şiiri için bir volkana atılmış gibi… Müziğe bağımlı bir devinim, müzik çalmadan hiçbir şey aşıramayacağımız bir şiir bu. Uçarcasına şiire dalmak, ve bir çırpıda kanatlanıp çıkmak; arada yaşam ve ölüm işte. Ela’nın şiiri tedirgin, Ela’ya daha fazlasını verebilmenin arayışında… Hız ve dinginlikle yeni bir kavga. Yaşam ve Ölümü tersyüz etmek istercesine bir tutku, ama güce dönüşmek isteyen. Ela’nın şiiri artık onsuz da yapabileceğini söylemek ister gibi; ama…

  3. temmuz said

    “Kadını kadının içinde özgürlüğe kavuşturmalı” diyen Nietzsche gibi şiiri şiirin içinde özgür bırakmalı.
    Ama ne zaman-sın(z)….?

Some HTML is OK

(required)

(required, but never shared)

or, reply to this post via trackback.