and
ikiye değil güne böldüm derdimi.
dert olsa bölünmezdi. dedim. yürüdüm.
geçtim bütün ay adlarından
ikindiyi de geçiyordu “kuşlar”
şarkı ezberliyordum.
sevdiğimden mi. haşa.
sadece ona yetiyordu hüznüm.
kuşları görmezden geliyordum bazen
ki zaman dursun istediğimden mi. değil
kanatlarını sevmiyordum.
şarkı ezberliyordum ben.
sesim en çok ona yakıştığından mı
asla:
nefes almak gibi yürüyorum diye inip çıkıp iki karışlık gökte.
utanmadan.
dur. gitme. dedim. kaldın. ne güzel ettin.
aynaya bakarken çizilmiş bi’resim gibi baktın.
ikiye değil güne böldüm geceyi.
çığlıktı düştü sesime. kimseler duymasın dedin. haşa.
kapadım ağzımı. içime aktın.
yırtıldım. yüzümün tam ortasından.
ikiye değil güne böldüm kendimi.
bi’yarım senin olsun. dedim. ‘kim’e değil. kendime.
diğer yarım hep yarım kalsın:
ikindi miydi. kuşlar ağlıyordu.
yarıma katlanmış halimle şarkı ezberliyordum. bağıra çağıra.
nefes vermek gibiydi hayat. ölüyorum gibiydi en çok:
taş.
ağır bi’yük gibiydim üstümde
sormadan bilemedim adımı da.
bak kuşlardan bildiğimiz zamanlar var. ne de çabuk.
unutabiliriz akrebin yelkovanını.
ezberden bildiğimiz şarkılar. ne çok hüzün.
ard arda dizilmiş bi’fısıltının ne olduğunu bilirsin. sen.
ardıma dizildiğim ‘acele’ olmadığımı söyle bana.
yırtık bi’resim olmadığımı aklının hep yarım kaldığını da söyle.
kuşları unutmayalım diye belki
belki bi’tür yaşama biçimi oluruz diye ‘kara kalem’
belki uçmayı böyle çığlık çığlığa yırtılıp ikimize…
adımı sormadan öğrenemedim. meraktan değil.
her güne bi’şiir öpsün diye yarım yanım
unuttum şarkılardan gayrısını!
bağışla.
/ela dincer
Toplam Okunma: 146 | Bugün Okunma: 3
Yorum yapılmamış
Henüz yorum yapılmamış.
Comments RSS TrackBack Identifier URI
Yorum yapın


