iç kanama
(ellerin vardı dilimin ucunda gibi bir öykü
durmaksızın
bir kuş adı/gitgide bir çiçek)
beyaz sarmaşıklardan, sokağın uzayan tenha sesine sarılarak
kanatlı olan her şeyi bir bir yakalıyordu
ve isim veriyordu onlara.
durduk yere tufan başlıyordu.
durduk yere bitiyordu gök.
durduk yere adını dilinde ısırıp ısırıp
da kendi tuzaklarına bakakalıyordu/ ömrüm.
aşkın solgun yüzünde bir titreme gibi susuyordum ben ve susuyordu
ne varsa aramızda tılsımlı […]


