arkanızda
sarı yaprakları ile
sonbahara benzeyen ağaç dalları
açık pencereden size uzanmış.
dallar, sizi sanki çekip alacak odadan.
biraz daha yaklaşmanızı söylüyorum
yanımda duran kara tabakta şekere benzeyen
şeker tadında olmayan boncuksu şeyler var.
‘bunları ben yaptım, diyorum.
el değmemiş
hiç bakılmamış aynalar rendeledim.
kulak memeniz kıvamında okşadım.
ellerimdeki damarlar -kan çanağı- bir renk alana dek.
yaklaşmanızı ve almanızı istiyorum’
diyorum.
bunu sizi dallardan kıskanmaklığımın
söylettiğini söylemiyorum
tabağa doğru eğiliyorsunuz
dalları kıskandıran parmaklarınız
sanki yok oluşun asil asası
hızlı bir zaman geçişi:
gözlerimi açıyorum:
dal sizi yutacak
kapatıyorum,
parmaklarınız beni…
açıyorum dal…kapatıyorum...
parmaklarınız…
elleriniz…kolunuz...başınız…omuzlarınız…
kalçanız…bacaklarınız…
ayak parmaklarınız…derken
el değmemiş
hiç bakılmamış aynalar
rendelemeye
başlıyorum
kristal kıvamında
birinci tekil aynalar:
genişlemiş
uzamış
kendi sırrından uzaklaşmış
katılaşmış ve buharlaşmış
sanki var oluştan çok önce oluş’
muş
sanki sarı yaprakları ile
incecik bir daldan
gibi
‘sizi…beni…herşeyi
yutmuş’muş
Son Yorumlar